GARİP RÜYA

Her şey o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. Etrafıma baktım; sanki bir hiçliğin ortasındaydım. Ne olduğuna anlam veremiyordum. Kafamdan bir önceki akşam neler yaptığımı geçirmeye çalışırken, odanın kapısı açıldı. İçeri simsiyah giyinmiş bir adam girdi. Yüzüne ışık vurduğu için onu tam olarak seçemiyordum.

O anda zihnimde her şey film şeridi gibi akmaya başladı. Bu yolculuğa birkaç arkadaşımla birlikte çıkmıştık. Ailelerimizden habersiz küçük bir gezi yapmak istiyorduk. Bunun zor olacağını bildiğimiz için, birbirimizin ailesine aynı evde kalacağımızı söylemiştik. Böylece gezimizi tek bir güne sığdırmak zorunda kalmıştık.

Eşyalarımızı toplayıp yola çıktık ama nereye gideceğimizi bilmiyorduk. Hepimiz başka yerler görmek istiyorduk. Sonunda bir vapura binip en yakın adaya gitmeye karar verdik. Yaklaşık iki saatlik yolculuktan sonra, yorgun bir şekilde bir kulübeye girdik ve uyuduk.

Hatırladıklarım bu kadardı. Ancak hâlâ karşımda duran ve dilini bile bilmediğim o adam vardı. Etrafıma baktım, arkadaşlarım da en az benim kadar şaşkındı. Ayağa kalkıp durumu anlatmaya çalıştık ama adam sadece gülümsüyor, bizi anlıyormuş gibi davranıyordu.

Bir süre sonra dışarı çıkma fırsatı bulduk. Ada sabah olunca bambaşka bir yere dönüşmüştü. İnsanlar mutlu görünüyordu; birbirlerine yardım ediyor, düzen içinde yaşıyorlardı. Her yer tropik meyvelerle doluydu. Akşam fark etmediğimiz bu ada, gündüz gözüyle adeta bir cennetti. İçimden “Keşke buradan hiç ayrılmasam” diye geçirdim.

Tam o sırada annemin sesini duydum. Bağırıyordu. Sonrasını tahmin edebilirsiniz… Uyandım. Elimi yüzümü yıkadım ve uzun süre o hayalin içinde kaldım.

(Visited 4 times, 1 visits today)