Gece Yarısı Sürprizi

Kış uykusuna yatmış gibi sessiz olan küçük kasaba, odamın içini daha da karanlık gösteriyordu. Pencereye vuran rüzgârın sesi, o gece duyduğum tek sesti. Yatağımda dönüp duruyor, bir türlü uyuyamıyordum. Saat gece yarısını geçmişti. Tam gözlerimi kapatmıştım ki dışarıdan gelen bir ışık dikkatimi çekti.

Her şey o tuhaf ışığın pencereden içeri girmesiyle başladı.

Önce parlak mavi bir ışık gördüm. Sonra bu ışık mora dönüştü ve bütün odayı kapladı. Hava birden ısındı. Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı. Odanın köşesindeki eski radyo kendi kendine cızırtı çıkardı. Ardından boğuk bir ses duydum:
“Dikkat… Yaklaşan… Sinyal.”

Korktum ve yorganı başıma çektim. Ama merakım korkumdan daha fazlaydı. Işık, pencerenin dışındaki yaşlı meşe ağacının üzerinde duruyordu. Dikkatle baktığımda bunun ne bir lamba ne de bir araba farı olduğunu anladım. Bu dünyaya ait gibi görünmüyordu. Yuvarlak bir şekli vardı ve yavaşça yere doğru iniyordu.

O anda, hayatımda sıradan olmayan bir şeyin başladığını hissettim. Artık odamda sadece ben, radyonun sesi ve dışarıdaki o tuhaf ışık vardı.

(Visited 2 times, 1 visits today)