Geceyle Sabah Arasında

Her şey o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı.

Geceyle sabah arasında sıkışmış bir zamandı.Ne rüyadaydım ne de tamamen uyanıktım.O ışık,sanki yanlış bir saate aitmiş gibi odamın içine süzüldü.Ne sıcaklığı vardı ne de huzuru.Sadece oradaydı. Israrcıydı.Gözlerimi açtığımda kalbim gereksiz yere hızlı atıyordu;sebebini bilmiyordum ama içimde bir kayıp hissi dolaşıyordu.

Yatağın kenarında oturdum.Duvarlar tanıdıktı ama o an bana yabancı göründüler.İnsan bazen kendi odasında bile misafir gibi hissedebiliyordu.Aynı duyguyu,yıllar önce arkamdan kapatılan bir kapının önünde de hissetmiştim.O kapının sesini hala hatırlıyordum; kapanırken çıkardığı o kısa ama net veda sesini.

Pencereye yaklaştım.Cam buğuluydu. Parmağımla küçük bir boşluk açtım.Dışarısı sessizdi.Hayat,ben yokmuşum gibi akmaya devam ediyordu.O ışık avuçlarımın arasına düşmüş gibiydi;tutamıyordum ama ondan da kaçamıyordum.Beni geçmişe çekiyordu.Söylenmemiş cümlelere,yarım bırakılmış bakışlara.

O gün,uzun zamandır dokunmadığım defteri açtım.Sayfalar arasında kaybolmuş bir ben vardı.Daha az kırılmış,daha çok inanmış bir hâlim.Okudukça boğazım düğümlendi çünkü bazı hayaller,gerçekleşmediğinde bile insanın içinde yaşamaya devam ediyordu ve bu, onları daha az acıtıcı yapmıyordu.

Işık yavaşça soldu.Yerini sıradan bir sabaha bıraktı ama içimde bıraktığı boşluk kalıcıydı.Anladım ki bazı başlangıçlar umutla değil,kabullenişle geliyordu.İnsan bazen mutlu olmak için değil,daha fazla dağılmamak için uyanıyordu hayata.

Pencereyi kapattım.Oda eski haline döndü ama ben dönemedim çünkü o tuhaf ışık,bana şunu öğretmişti:Geçmiş geçip gitmezdi sadece insan onunla yaşamayı öğrenirdi ve bazen bu da, devam etmek için yeterliydi.

(Visited 5 times, 1 visits today)