Geçmişe bir günlüğüne gitme şansım olsaydı, kesinlikle 1986 yılına gitmek isterdim. Çünkü annemin ve babamın çocukluğunu çok merak ediyorum. Bana sık sık o yıllardan heyecanlı hikâyeler anlatırlardı. Mesela annem, kar iki metre yağarken dama çıkmış ve kar topu oynamışlar. Babam ise arkadaşlarıyla sokakta saatlerce oyun oynarmış. Bu tür anılar, o dönemin atmosferini gözümde canlandırıyor ve beni o zamanlara çekiyor.
Orada olsaydım, aynı şeyleri yaşamak ve onların hayatını bizzat deneyimlemek isterdim. Belki o kadar keyifli olurdu ki bir daha geri dönmek istemezdim. Tabii o zamanın zorlukları da varmış. Geç kalırsan ya da eşyayı yanlış taşıyıp üstünü kirletirsen, sert bir şekilde uyarılıyormuşsun. Tüm bunlara rağmen, o dönemi gözlerimle görmek, annem ve babamın yaşadığı dünyayı hissetmek, onların çocukluk anılarına ortak olmak isterdim.
Sonuç olarak, geçmişe kısa bir yolculuk yapmak, sadece merakımızı gidermekle kalmaz; aynı zamanda sevdiklerimizin dünyasını, yaşadıkları zorlukları ve mutlu anlarını daha iyi anlamamızı sağlar. Onların çocukluklarını deneyimlemek, aile bağlarımızı güçlendirir ve geçmişin değerini hissetmemize yardımcı olur. Böyle bir yolculuk, bize hem nostalji hem de unutulmaz bir öğrenme deneyimi sunardı.
