Öğütler, geçmişten geleceğe aktarılması gereken en önemli şeylerden biridir çünkü öğütler gelecek kuşaklara aktarıldığında, gelecek kuşaklar hem daha mutlu, hem daha rahat ve hem de daha farkında olurlar. Bu söylediklerime verebileceğimiz en iyi örnek; dedelerimizin, anneannelerimizin, halalarımızın, amcalarımızın yani aile büyüklerimizin bize verdiği öğütlerdir. Bu öğütler bana hayatımın birçok alanında pek çok fayda sağlamıştır. Peki, gelecek kuşaklara bir mektup yazmak istesek mektubun içinde hangi öğütler olurdu hiç düşündünüz mü?
İlk olarak, “Mutluluk, küçük anların büyüklüğündedir” öğütü olabilirdi çünkü asıl mutluluk; bir fincan kahvenin kokusu, sevilen kişinin gülümsemesi, esen bir rüzgarın hissettirdiği o farklı duygu gibi, yani aslında “küçük” gibi görünen fakat ayrıntılarda gizli olan hazinelerdir. İkinci olarak da, mektubumun içinde “Acı da olsa daima doğruyu söyleyin” öğütü olabilirdi. İnsanlar maalesef ki her zaman doğruyu söylemiyor ve bu sebepten dolayı toplumun içinde bazı anlaşmazlıklar çıkıyor. Bu bence günümüz dünyasının en büyük sorunlarından bir tanesi. Bu sebepten dolayı bu öğütü de mektubumuzun içine koymak istedim. Bu öğütlerin gelecek nesillere en büyük faydaları ise; yalandan kaçınmak, başımıza iş açmamak ve yararımıza olmasa da her zaman doğruyu söylemektir. Geleceğe aktarmayı en çok istediğim ve benim için en önemli öğütlerden biri olan öğüt “Merhamet etmeyene merhamet etme” öğütüdür. Bu nasihati beğenip mektubumuzun içine koyma sebebim ise, “Sana karşı olumsuz yönde tavırı olan bir insana karşı sen olumlu tavır gösterirsen onun altında kalıp hor görülürsün” mesajının verilmesidir. Aklımda yer edinen bir diğer güzel öğüt ise “Aklın yolu birdir” öğütüdür. Aklımda yer edinme sebebi ise, sağlıklı ve iyi düşünüldüğü zaman herkesin aynı sonuca varabileceği anlamını taşımasıdır. İnsanlar her zaman sağlıklı düşünemez ve hatalar yapabilir ama bu nasihat akıllarına geldiğinde daha sağlıklı düşünüp daha iyi kararlar verebilirler. Son olarak da, mektuba ekleyeceğim bir başka öğüt ise “Başkalarının ayıbını araştırıp, yüzüne vurmayın” öğüdü olmuştur. Başkalarının hatalarının topluma karşı gün yüzüne çıkarılmaması gerektiği ve yaptığı hatalardan dolayı insanların utandırılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca bu öğüt insanların bize karşı kin beslemeyip bizim hakkımızda iyi düşünmesine yol açar. Bu öğütü de gelecek kuşaklara benden miras olarak kalacak olan mektubuma eklemek istedim.
Bana aile büyüklerimin verdiği ve hayatta benim en çok işime yarayan nasihatler bunlar. Dilerim ki; bu mektubumda, gelecek nesillere aktarmak istediğim bu öğütler gelecek nesiller tarafından anlaşılıp uygulanabilir.

