Genetik Mucize mi? Tehlikeli Bir Oyun mu?

Genetik alanında genetik mühendisleri  çeşitli canlı organizmaların hücrelerini kullanarak deneyler yapıyor. Gen aktarımı, gen tedavisi, klonlama ve bunlara benzer birçok yöntemle onların hücrelerine müdehale ediyor. Her ne kadar yapılan bu çalışmalarla günlük hayatımızın çeşitli yerlerinde olumlu olarak karşılaşsak da inkar edilmesi zor olumsuz yönleri de vardır.

Öncelikle genetik çalışmalarının hayatımızda oldukça önemli bir yer edindiğinden söz edebiliriz. Türlü aşılar, tedavi yöntemleri, klonlamalar ve hatta hepimizin severek yediği çekirdeksiz meyveler genetik çalışmalarının sonucudur. En basit örneklerden biri de budur. Genetik mühendisleri; karpuz, üzüm gibi meyveleri alıp onların hücrelerine müdehale ederek onları çekirdeksiz hale getiriyor. Bu meyveler ise marketlerde satılıyor ve insanlar tarafından tüketiliyor.

Aşı çalışmalarında da kullanılan CRISPR-Cas9 ise bunun başka bir örneğidir. CRISPR, bakteri gibi canlılarda bağışıklık sistemi olarak kullanılan bir yöntemdir. Virüs, hücreye saldırdığında küçük bir DNA parçasını hücreye bırakır ve mRNA ise bu yabancı DNA’nın bilgilerini Cas9 adını verdiğimiz proteine iletir. Bunun sonucunda ise bu protein, virüsün DNA’sını gelecek sefer tanır ve DNA’yı tıpkı bir makas gibi keser. Bu nedenle “Biyolojik makas” olarak da bilinir. Bu teknik geçtiğimiz yıllarda pandemi zamanında Covid-19 aşı üretiminde de kullanılmış ve birçok insanın hayatını kurtarmıştır. Belki de iki bilim insanı canlı organizmaların hücrelerine müdehale etmeseydi pek çok insan hayatından olurdu.

Bilim insanları ve genetik mühendisleri, gelecekte genetik faaliyetler sayesinde çok daha farklı şeyler yapılabileceğini ön görüyor. Her ne kadar günümüzde bu çalışmaları sağlık veya tarım gibi alanlarda kullansak da gelecekte genetik çalışmalarının insanlar üzerinde de kullanılacağı düşünülüyor. İnsan genomuna müdehale edilerek onların göz rengini, saç rengini, saç şeklini ve buna benzer türlü fiziksel özelliklerini değiştirebilecek bir teknolojiye sahip olunacağı düşünülüyor. Bununla kalmayıp zeka seviyeleri, bağışıklık sistemleri ve fiziksel güç gibi özelliklerin de değiştirilebileceği tartışma konusu. İnsanlar artık istedikleri gibi görünecek, istedikleri gibi yaşayacaklar ve bunların hepsi de canlı organizma hücrelerine müdehale edilerek gerçekleştirilecek.

Bunlar her ne kadar heyecan verici olsa da gelecek hala bir meçhul. Bunun başlıca nedeni ise etik sorunlar. Eğer insanlar dış görünüşlerini değiştirebilirse korkarım ki kişilik hırsızlığı kaçınılmaz bir durum. Sokakta yürürken bankadan eline paralarla çıkan bir hırsızın sizinle aynı görüntüye, doğal olarak da yüksek uyumlu bir DNA’ya, sahip olması pek de hoş olmasa gerek. İnsanlar birbirlerinin yerini alabilir ve geri eski görünümlerine dönebilirler. Bu nedenle insan genomlarına müdehale, henüz etik açıdan pek de uygun görülmüyor. Bunun örneklerinden biri geçtiğimiz yıllarda Çin’de yaşandı. Çinli bilim adamı He Jiankui, 2018 yılında Lulu ve Nana adındaki ikizlerin onlar henüz embriyoyken genomlarında birtakım değişiklikler yaptı. Bunun sonucunda ise tutuklandı.

Başka bir olasılık ise klonlama. Klonlamayı kullanarak kolonunuzla sizi itibarınızı zedeleyebilirler, yapmadığınız şeyleri yapmış gibi gösterebilir ve sizi büyük sıkıntılara sokabilirler. Klonlama henüz insanlarda kullanılmasa da örneklerine hayvanlarda rastlamak mümkün. Bunun en ünlü örneklerinden biri ise ilk klonlama örneği olarak da geçen koyun Dolly. Ondan sonra ise bu konu hakkında birçok araştırma ve deney yapılmıştır.

Özet geçecek olursak genetik mühendisliğinin hayatımız açısından her ne kadar önemli ve olumlu bir noktası olsa da, etik kurallarından dolayı oluşan tehlikeler de genetik mühendisleri tarafından göz önünde bulundurulmalıdır. Aksi takdirde bu kurallar onların dezavantajı haline gelir.

(Visited 15 times, 1 visits today)