Gerçek Sevgi : Maneviyat mı Maddiyat mı?

Günümüzde sevgi kavramı, tüketim kültürünün etkisiyle ciddi bir dönüşüm geçirmektedir. Eskiden insanlar arasındaki ilişkiler daha çok bağlılık, sadakat, anlayış ve içtenlik gibi manevi değerlere dayanırken, modern toplumda sevginin ifadesi giderek daha çok maddi unsurlar üzerinden değerlendirilmeye başlanmıştır. Sosyal medya, reklamlar ve popüler kültür aracılığıyla sevgi, hediyelerle ölçülen, lüksle gösterilen bir olgu hâline gelmiştir. Bu durum, sevginin özünü ve insan ilişkilerinin doğallığını gölgelemektedir.

Tüketim kültürü, bireylere mutlu olmanın yolunun satın almakla mümkün olduğunu telkin eder. Sevgililer Günü, yıl dönümleri ya da doğum günleri gibi özel günler; duyguların ifade edilmesinden çok, pahalı hediyelerin yarışına dönmüş durumdadır. Bu da ilişkilerde yüzeyselliğe yol açmaktadır. Oysa sevgi; zaman ayırmak, dinlemek, destek olmak ve zor zamanlarda yanında bulunmak gibi manevi temellere dayanmalıdır. Maddi ifadeler elbette ilişkileri renklendirebilir; ancak bunlar sevginin temeli olmamalıdır.

Benim bakış açıma göre, ilişkilerde ön planda olması gereken asıl unsur, karşılıklı saygı ve anlayıştır. Maddi olanaklar geçicidir; zamanla azalabilir, yok olabilir. Ancak bir kişinin sizi gerçekten sevip sevmediğini, maddi imkanlar değil, zor zamanlardaki davranışları gösterir. Bir insanın size değer verip vermediğini, size nasıl davrandığından, sizi ne kadar dinlediğinden ve sizinle ne kadar derin bağ kurabildiğinden anlayabilirsiniz. Sevgi, lüks bir çiçeğin içinde değil; samimi bir sözde, küçük bir jestte, gözlerdeki sıcaklıkta gizlidir.

Sonuç olarak, sevginin tüketim kültürüne teslim edilmesi, onu hem değersizleştirmekte hem de insanlar arasındaki ilişkilerin doğallığını bozmaktadır. Gerçek sevgi, satın alınamaz. O, ancak gönülden gönüle kurulan bir bağ ile hissedilir ve yaşanır. Bu yüzden ilişkilerde manevi değerlerin ön planda olması gerektiğine inanıyor, sevginin içtenlikle yaşandığında anlam kazandığını düşünüyorum.

(Visited 24 times, 1 visits today)