Dün gece uyuduktan 1-2 saat sonra dışarıdan gelen bir sesle irkildim. Hemen pencereye koştum. Kalbim hızla atıyordu. Ortalık çok karanlıktı. Saat geç olmuştu ve herkes uyuyordu. Bahçeden bir tıkırtı sesi daha duydum. Perdenin aralığından dışarı baktım ama kimseyi göremedim. Ardından bir takırtı sesi daha geldi.
Korkuyla annemi uyandırmak istedim ama sonra cesaretimi topladım. El fenerimi alıp sessizce dışarı çıktım. Ay ışığı bahçeyi hafifçe aydınlatıyordu. Tam o sırada çalılıkların arasından küçük bir ses duydum:
“Miyav!”
Bir anda rahatladım. Meğer o korkutucu sesin sahibi canavar değil, komşunun yavru kedisiymiş! Küçük, bembeyaz bir kedi üşümüş ve bizim bahçeye sığınmış. Onu kucağıma aldım, sıcacık bir battaniyeye sardım. Sütünü mikrodalgada ısıtıp önüne koydum. Minik burnunu kabın içine daldırdı ve sütünü afiyetle içti. Kuyruğunu sallayarak mutlu bir şekilde mırıldanıyordu. Bir süre sonra gözlerini kapatıp huzurla uykuya daldı.
Sabah olunca annemle birlikte kediyi sahibine götürdük. Komşumuz çok mutlu oldu ve bize teşekkür etti. O gün, korkularımın üzerine gitmenin ve cesur olmanın ne kadar önemli olduğunu anladım. Artık geceleri bir ses duyduğumda hemen korkmuyorum; önce dikkatlice dinliyor, sonra da içimden gülümsüyorum.
