Bu gün çok huzurlu hissediyordum kendimi. Sakin, sessiz ve ıssız bir ortamdaymış gibi ama nedense gözlerimi açamıyordum. Kendimi zorluyor, zorluyor ama nafile, gözümü bir türlü açamıyordum. Sanki görünmez bir şey beni engelliyordu. Sadece temiz havayı ve üzerinde durduğum kumu hissedebiliyordum. Bir dakika, kum mu? Ben en son yatağımda yatıyordum ve şu an nasıl kumun üzerinde oluyorum. Belki de rüya görüyordum. Aslında göremediğimden rüya görmek denir mi bilmem, herhalde rüya hissediyordum. Tek bir sıkıntı vardı aslında, bu rüya olamayacak kadar gerçekçi bir his… Gözlerimi hafifçe açabiliyordum sanki, ama hala zorlanıyordum. Azıcık ucundan da olsa bir tane palmiye ağacı gördüm. Hayır hayır hayır, eğer düşündüğüm şey ise çok kötü olacak. Artık gözümü açabiliyordum. Korkuyla, bismillah deyip açtım ve kendimi koskoca bir adanın sahilinde yatarken buldum.
Hala şok içerisinde olup bulunduğum duruma anlam vermeye çalışıyordum. Sadece şu anlık etraftaki rüzgar, su sesi ve kuş cıvıltıları sayesinde stresim az da olsa azalmıştı. Nasıl bu duruma düştüm bilmiyorum ama artık boş boş durmanın ve düşünmenin bir anlamı yok. Ağaçlık alana daldım ve biraz yiyecek aramaya koyuldum. Dallar bana batıyordu ama yine de acıyla ilerledim çünkü akşam olmadan yemek sorununu çözmem lazımdı. Çalılardan azar azar meyve bulabildim ama tek bulduğum yiyecek oydu. Hava kararmaya başlamıştı ve büyük ihtimalle saat 19 civarıydı. Yemek şimdilik yeter deyip yerleşecek bir yer aramaya başladım. Şırıl şırıl akan şelalenin yanında küçük kuytu bir mağara buldum. İçerisi büyüktü bir hayvan falan var mı bilmiyordum ama başka bir şansım olmadığından biraz yaprak alıp kendime az da olsa rahat bir yastık yaptım ve dal parçalarını çakmak taşıyla yakıp ateş yaktım ısınmak için. Hava tamamen karanlık olduktan sonra uyumaya çalıştım. Tabi yorgun olduktan sonra uyumam bir dakika bile almamıştı.
Uykumun tam ortasında yüksek bir sıcaklığa maruz kaldım ve sıcaklığın etkisiyle uyanıverdim. Yanıma döndüğümde yatmadan önce ateşi söndürmediğimi fark ettim. Ateş mağaranın girişini tamamen kapatmış ve beni içeri hapsetmişti. Ne yapacağımı bilmiyordum. Mağaranın derinliklerine doğru kaçtım. Yüzüme sürekli örümcek ağlar takılıyordu ama yaşadığım adrenalin sayesinde pek de etkili olmadı. 3 dakikalık bir koşmanın ardından diğer taraftan çıkışı buldum. Dışarı çıktım ve gördüğüm şey beni benden aldı. Sizce ne göreyim? Kendimi yatak odamın içinde buldum. Arkamı döndüğümde ise mağaranın yavaşça kaybolduğunu gördüm. Neler olup bitmişti anlam veremedim ama ben o yattığım yatağı değiştireyim en iyisi artık nasıl bir lanetse bu yatak!
