Onu karşımda gördüğümde kalbim yerinden çıkacak sandım. Hiç beklemediğim bir anda yine bulmuştu beni. Belli etmemem gerekiyordu ama beceremedim . Terlemeye, titremeye başladım . Her zaman eve gitmek için kullandığım yoldan gidiyordum . Sonra, onu gördüm.
Birkaç kafe ilerisinde hep olduğu gibi o meşhur çantasıyla ve gözünü ayıramadığın bakıșlarıyla yürüyordu . Göz göze geldiğimizde bu zaman kadar yaşadığımız her şeyi sorgulamaya başladım . Eskisi gibi miydi? Elbette hayır . Sakalı gürleşmiş ve yüzüne bir yaşlılık oturmuştu . Ama o hala benim unutamadığım ve tanıdığım adamdı.
Yıllar önce hiçbir şey demeden çekip gitmişti. Ne bir veda ne de bir mektup… Sadece aralık açıp gitti yanımdan . Haftalar geçti aylar geçti ama ben yinede dönmesini bekledim . Önce bir şey oldu diye endişelendim sonra bekledim ardında da kabullenmek zorunda kaldım . Ama şimdi o burdaydı gözlerimin önünde, bana bakıyordu .
Ona doğru yürümeye başladım . O ise olduğu yerde kalmış geçmişin yükünü taşıyordu . Derin bir nefes aldım . “Merhaba” dedim .
Bir an sessizlik oldu. Sonra, yutkundu ve kısık sesle “Merhaba” diye karşılık verdi.
Direkt dalmak ve kızmak istiyordum “Neden beni bırakıp gittin ?” diyemedim . Yüzündeki pişmanlık ve hüzün her şeyin cevabı gibi geldi .Sonrada beklentiler karşılık geldi “Bir yerde oturup konuşalım mı ?”.
Nasıl cevap versem bilemedim. O an, bir karar vermem gerekiyordu. Aklımdaki bütün soruların hayaletlerini kovalamak mı yoksa cevaplarına ulaşmak mı ?
Daha fazla bu işkenceyi çekemezdim ve “Tamam” diyerek beraber en yakındaki kafeye doğru yürümeye başladık.
Ve böylece aramızdaki yılların mesafesini bir masada erimeye başladı.
Masaya oturduğumuzda kafamdaki kara bulut fırtına koparıyordu. Yıllardır beklediğim bu an nasıl geçicek bilmiyordum. Önümdeki adam sadece geçmişimi tanıyan bir yabancı gibiydi .Sadece ona bakıp bir şey demesini bekliyordum. O ise nasıl başlayacağını bilmeden direk konuya daldı ve “Özür dilerim”dedi.
Ne diyeceğimi bilemedim ama gözlerindeki pişmanlık çok geç kalınmış bir pişmanlıktı .
Nihayetinde “Neden gittin?” diye sordum.
”O zamanlar bunu kendime bile açıklayamazdım sana da açıklayamadım ve kaçmayı seçtim ama şimdi ise keşke kaçmasaydım ve sana da danışsaydım diyorum” dedi. Kafam çok karışmıştı nedenini hala anlayamıyordum.
”Şimdi açıkla o zaman” dedim. Gözlerini kaçırdı ve sustu . Sonrasında da “O zaman gitmem gerekiyordu ama döndüğümde hala burda olucağını tahmin etmemiştim . Şimdi ne olacak ?” dedi.
Artık her şey ortadaydı her zaman giden geri döndüğünde kalanı beklerdi ama kalan gideni beklemek zorunda değildi. Bir cevap veremedim ama tek bir şeyden emindim :Artık onda kalan yarım hislerimi devam ettirmek istemiyordum.
