Güçlenebilirsin

Onunla tanıştığımda altı yaşındaydım. Göründüğünden de güçlü biriydi. İlkokulda sıra arkadaşımdı. Bir gün öğretmenimiz, sıra arkadaşımıza en büyük hayalimizi anlatmamızı istemişti. Ben mühendis olmak istiyordum. Sıra ona gelince aklımın ucundan bile geçmeyecek bir hayal söyledi: Kungfu ustası olmak…

– Narcissa, emin misin? Gerçekten başlayacak mısın? Bu çok zor bir şey, biliyorsun değil mi? Daha 7 yaşındasın!
– Bu akşam başlıyorum işte. Başaracağımı biliyorum, merak etme.

Şaşkın ve meraklıydım. Bunu nasıl başaracaktı? Dünya süper liginde oynayabilecek kadar yetenekli miydi?

– Vay canına, gerçekten daveti aldın mı?
– Evet! Çok heyecanlıyım! Sence nasıl geçecek?
– Narcissa, kazanacağını biliyorum! En azından çeyrek finale kadar yükselirsin!
– Ah, abartma Lina. O kadar iyi olduğumu düşünmüyorum…
– Narcissa! Sen, benim 23 yaşında gördüğüm en iyi kungfu ustasısın!
– Çünkü başka hiç kungfu ustası görmedin ki… Orada dünyanın her yerinden kungfu ustaları geliyor!

Günler gelip geçti… Narcissa finale kadar geldi! Artık sadece 1 ayı kalmıştı ama bir gün kursundan çıktığında, birlikte yürürken ayağı feci şekilde bir kaldırıma takıldı. Yüzüstü yere düştü ve kolu vücudunun altında kaldı. Yanında ben vardım, o yüzden onu hızlı bir şekilde ayağa kaldırdım ama artık çok geçti. Hastaneye gittiğimizde kolunun kırık olduğu anlaşıldı ve hemen alçıya alındı.

Beş gün boyunca evinde kaldı, dışarı adım bile atmadı. Altıncı günde beni evine çağırdı ve bir konuşma yaptı:
– Lina, yapamam. Kolum bu şekildeyken yapamam. Yarışmaya katılamam, bu benim için çok riskli ve zor olur.

Şok içindeydim. Buraya kadar gelmişken yarışmadan çıkması olanaksızdı. Ne yapıp edip onu cesaretlendirdim.
– Narcissa, buraya kadar geldin. Başarmalısın, yapabileceğini biliyorum. Pes etme! 16 yıl önce bunu başaracağına emindin ve bunu yapacaksın.

Bu sözler onu yataktan kaldırmaya yetmişti, hatta fazlasıydı. Bir şeyin içine baktı, sanki 16 yıl önce sakladığı bir hazinenin yerini hatırlamış gibiydi.
– Doğru, bu benim hayalim ve yapacağım!

Her gün durmadan çalışıyordu. Umudu yeniden yeşeriyordu. Artık hiç şüphem kalmamıştı,  kazanacaktı.

Bir ay sonra ligde maç başladığında, gözlerindeki ateş ve cesaret okunabiliyordu. Hiç bu kadar kızgın ve güçlü görünmemişti. Her bir hareketinde saçları savruluyor, kaşları çatılıyordu. Rakibi de bir o kadar güçlü ve cesaretli görünüyordu ama Narcissa, 17 yıldır çalıştığı o hareketi henüz sergilememişti bile. O hamleyi yaptığında rakibi sersemleyerek elini yere koydu ve yenildiğini kabul etti.

İşte o zaman anladım ki insanın hayatında kazanması için önünde hiçbir engel olmaması gerekmiyormuş. Önemli olan, o engelleri aşacak olan bacakları çalıştırmakmış.

(Visited 11 times, 1 visits today)