Sabahtı. Her zamanki gibi uyandım ama bir şey fark ettim. Bir duyum, diğerlerine göre çok daha gelişmişti. Özellikle işitme duyum inanılmaz derecede güçlenmişti. Sesleri daha net, daha ayrıntılı duyabiliyordum. Bunun farkına varınca bundan yararlanmaya karar verdim.
En iyi arkadaşımın yanına gittim ve ona sordum:
-Sen de bir duyunun daha iyi ya da güçlendiğini fark ettin mi, dedim.
O da, “Fark ettim, Sarp. Ben de nasıl olduğunu bilmiyorum.” dedi.
Birlikte yürürken uzaktan bir cismin yaklaştığını duydum. Duyduğum şeyin ne olduğunu tahmin etmeye çalıştık. O sırada Cihangir’in en gelişmiş duyusunun görme olduğunu fark ettim. Bunu da çok net duydum çünkü işitme duyum olağanüstü güçlüydü.
Cihangir dikkatle baktı ve cismin ne olduğunu görebildi.
Tahmin edin neydi?
Tabii ki NASA’nın yeni uzay aracıydı.
NASA yeni bir uzay aracını havalandırmış olmalıydı çünkü çok büyük bir ses çıkarıyordu. Ben de bunu rahatlıkla duyabiliyordum çünkü artık çok iyi duyuyordum.
Sonra bir karar verdik.Biz de uzaya gidecektik.
Hiç vakit kaybetmeden NASA’ya bir e-posta gönderdik. İlk başta geri dönüş olmadı. Birkaç e-posta daha gönderdik ama yine cevap gelmedi. Tam umudumuzu kaybedecekken NASA’dan bir yanıt geldi. Cevapları kısaydı ama çok netti: Evet.
Sonra annemin sesiyle uyandım; meğer hepsi bir rüymaymış.
