Günlük

Amacım

2030’da NASA ve SpaceX ortaklığıyla gerçekten Mars’a ilk koloniler gönderildi. Gönderilen bu ekip trajik bir şekilde Mars yüzeyine inerken frenlemeyi unuttular ve çakıldılar. Hepsi hayatını kaybetti. Aralarında Elon Musk da vardı. SpaceX’in başına gelen yeni yönetici Gwynne Shotwell Musk’ın yaptığı hataların giderildiğinden emin olduktan sonra 2034’te benim de içinde olduğum koloniyi gönderdi. 1 senedir Solis Planum’da yaşıyoruz ve son günlerde olaylar çok da iyi gitmiyor. Ne olup olmadığını yazma ihtiyacı duydum çünkü başımıza bir şey gelirse sonradan geleceklerin bilmesi gerekiyor. Birazdan kuzey sınırlarda beliren şu değişik yaratıkları incelemeye gideceğiz.

~627. Mars Günü

 

Keşif

Birkaç biyolog arkadaşı daha aldık ve sınıra yakın kurulu Deer şehrine gittik. Erzak toplayıp benzini doldurduk ve devam ettik kuzeye(çok pahalanmış benzin, bu maaşla bile benzine yetişmek zor). Sınır kapısına yaklaştıkça ortalık yavaşça savaş olmuş gibi bir hale girmeye başladı, nedenini oraya varınca anladık. Kapının yerinde hiçbir şey kalmamıştı, sanki baştan aşağı asit döküp eritmişlerdi. Her yere dağılmış olan iskelet parçaları burada çalışanların az bir savaş vermediğini söylüyordu, artık neye karşı savaştılarsa.

~629. Mars Günü

 

Çok Kötü Bir Şey Oldu

Galiba sorunun ne olduğunu bulduk. Açıkta, boyları beş metre civarında tüylü sürüngenler var. Buraya doğru geliyorlar. Onlardan kaçmak için hemen arabaya atladık, uzaklaşırlen de fotoğraflarını çektik ve başkana haber verdik. Sınırdan beş kilometre içerde kocaman ayak izleri gördüm, yoldan biraz uzakta. Beş uzun ve kalın parmak ve geniş bir tabandan oluşuyordu bu ayak. Yaratıklar ülkeye girmişlerdi.

~629. Mars Günü

 

Başkent’te Kaos

Bu bilgi medya tarafından halka sızdırıldı ve halk feryat figan ne yapması gerektiğini bilmeden sokaklarda sloganlar atmaya başladı hükümete, hepimiz sizin yüzünüzden öleceğiz, gibi(büyük ihtimalle). Hükümet ordunun şehirler etrafında nöbet tutması için talimat verdi ve Dünya’dan destek istedi. Kim destek gönderecek Allah aşkına? Kaldık 20000 askerle şu küçük gezegende. Tarımın sadece seralarda yapılabildiği, insanların aynı Dünya’daki kıtlık ve garibanlık içinde yaşadığı bu gezegen üstünde daha önceden yaşayanlar gibi bizi de yutacak. Ancak bizim enkazımız uzaydan görünebilecek.

~631. Mars Günü

Devlet Baba

İdari Başkan tarafından ofisine çağırıldım ve ve neler olup bittiğini anlatmam istendi. Keşfettiğimiz bu yaratıkların ülkenin içine girdiklerini ve oldukça aç olduklarını söyledim. Bizlerin o sürüngenlerin dişlerinin kovuklarına yetmeyeceğimizin de cabası olduğunu da ekledim. Bize insanlara zararı olmayan bir biyosilah icat etmemizi istediler. Ben de çaresiz kabul ettim bunu. Durumu arkadaşlara açıklamak çok zor olacak.

~632. Gün

 

*Başlıksız*

Hükümet olağanüstü hal ilan ettiydi kaç gün önce, daha yeni yeni insanları sığınaklara almaya başladılar. Serhat illerinden kötü haberler gelmeye başladı. Askerler vahşi yaşamın çökmeye başladığı yerlerden uzaklaşmaya ve buraya doğru gelmeye başladılar. Bense ofiste olanları anlattım arkadaşlara ve çalışmalara başladık. Özel zehirli mermiler üretme çabasındayız. Sahadakilerin işine gayet yarayacak bir şey. Arada bir dışarı çıkıp gökyüzünü izliyorum. Sanki üstüme üstüme yükselen ve masmavi ışıldayan Güneş, gelip hepimizi yutsa daha hayırlı bir sonumuz olacakmış gibi geliyor bana. Şu kafamdaki kaskı çıkarıp onunla bütünleşmek, yitip gitmek…

~633. Gün

 

*Başlıksız*

Başkent banliyölerinde belirdi pek çok sürüngoş. Kendimi bir canavar tehditi ile yiyip bitirmemek için kendimce bu adı taktım onlara. Yeni üretilmiş mermiler ve günlerdir kafa patlattığımız plazma silahlar orduya verildi. Umarım başa çıkabilirler.

~649. Gün

 

*Başlıksız*

Şürüngoşları yere indirmeye başlayan kızıl adamcıklar sürüngoşları girdikleri yerden çıkarmayı hedefliyorlar. Gözden kaçırdıkları yaratıklarla dağınık asker grupları ilgileniyor. Üstümüze düşeni yaptığımız için mutluyum.

 

Şükür

Ülke içinde hiçbir sürüngen tehditi kalmadı ama benim içimdeki kaygı hala devam ediyor. Titanyum sınırları hiçbir tasarım değişikliği yapmadan eskisiyle tıpatıp aynı şekilde inşa ettiler yeniden. Halka durumu olduğu gibi göstermiyorlar ve bu işte çok becerikliler. Hala tehlike altındayız, öyle görünmüyor olsa da.

(Visited 10 times, 1 visits today)