Hayalimdeki ev, adeta bir masaldan fırlamış gibi, ihtişamlı ve görkemli bir kale şeklinde olmalı. Orta Çağ kalelerinin heybetli havasını taşıyan, ama içinde modern dünyanın tüm konforlarını barındıran bir yapı. Büyük bir dağın yamacına kurulmuş, etrafı yemyeşil ormanlarla çevrili, önünde geniş bir göl bulunan bu ev, hem güvenli hem de doğayla iç içe bir yaşam sunuyor.
Dış cephesi, koyu gri taşlarla kaplı ve mimarisi ile göğe doğru uzanıyor. Kale duvarlarını sarmaşıklar süslüyor, ama bu, yapının güçlü ve sert görünümünü yumuşatmıyor, aksine ona gizemli bir hava katıyor. Girişte devasa, demir kaplamalı ahşap bir kapı var ve bu kapı, eski kalelerdeki gibi açıldığında büyük bir avluya çıkıyor. Avlunun tam ortasında, ışıl ışıl parlayan bir çeşme yer alıyor; kenarlarında ise taş banklar, rengârenk çiçekler ve heykeller bulunuyor.
Evin iç kısmı, dışının aksine daha sıcak bir atmosfere sahip ve daha sade tutulmuş vaziyette. Geniş taş merdivenler, ahşap korkuluklarla süslenmiş ve her bir basamak sanki eski bir hikâye anlatıyormuş gibi oyma detaylarla bezenmiş. Ana salonda, yüksek tavanlardan sarkan devasa bir avize var. Şöminenin hemen yanında ise rahat, kadife kaplı koltuklar duruyor. Kütüphane bölümü ise tam anlamıyla bir cennet! Tavana kadar uzanan ahşap kitap rafları, antika bir merdivenle ulaşılan üst raflar ve odanın ortasında büyük bir çalışma masası.
Evin en özel bölümlerinden biri ise kulelerden birinde bulunan yatak odam. Buraya taş bir spiral (sarmal) merdivenle çıkılıyor ve odaya girildiğinde ilk dikkat çeken şey, gökyüzünü izleyebileceğim dev bir pencere. Yatağım, tıpkı eski zaman krallarının yatakları gibi büyük ve gösterişli; üstünde kalın perdelerle çevrili bir gölgelik var. Odada bir de şömine bulunuyor, yani soğuk kış gecelerinde dışarıda kar yağarken içeride sıcak ve huzurlu bir ortam oluyor.
Gizli geçitler olmadan bir kale düşünülemez! Evde birkaç tane gizli oda ve geçit bulunuyor. Kütüphanedeki bir kitaplığı çekince açılan dar bir koridor, beni direkt olarak bodrum kattaki eski mahzene götürüyor. Başka bir geçit ise şöminenin yanındaki taşlardan birine bastığımda açılıyor ve dışarıya, bahçeye açılan gizli bir tünele çıkıyor. Tabi bodrum katında da son derece gelişmiş bir spor salonu bulunuyor.
Bahçesi de en az evin kendisi kadar etkileyici. Orta kısmında büyük bir fıskiye var, kenarları gül bahçeleriyle çevrili. Bir köşede ahşap bir çardak bulunuyor, altında oturup kahvemi içerken gölü izleyebiliyorum. Gölün hemen yanında, ahırlar ve birkaç sevimli at var. Çünkü böyle bir evde yaşarken arada sırada at binip doğada gezmek olmazsa olmaz.
Son olarak, teknolojiyi de unutmamak lazım. Dışarıdan Orta Çağ kalesi gibi görünen bu evin içinde en modern akıllı ev sistemleri var. Dışarıdan görünüşü ve içi arasında belirgin farklar bulunuyor yani. Işıklar, güvenlik kameraları, hatta şömine bile telefonumdan kontrol edilebiliyor. Ama en güzeli, bu devasa, gizemli ve ihtişamlı evin içinde her köşede farklı bir macera yaşamak.
