Hayatımı Ters Çeviren Işık

Her şey o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başlamıştı. Gözümü açıp kapayıncaya kadar her şey olup bitmişti. Ailem, dostlarım, evim… hepsi yok olmuştu. Dışarıdan gelenlere güvenmemeliydik; iyiliğimizi iyi niyetle karşılamamış, bizi bir tehdit olarak görmüşlerdi. Yaralı hâlimi fark eden iki asker, derin yaralarımı görünce öleceğime karar verip beni olduğum yerde bırakmıştı. Kısa bir süre sonra her şey karanlığa gömüldü.

Gözlerimi tekrar açtığımda hâlâ hayattaydım ve yalnız değildim. Yanımda, ateşin başında oturan bir adam ve fareye benzeyen bir canavar vardı. Uyandığımı fark edince bana “Yaşamak istiyor musun?” diye sordu. Kafamı sallamamla birlikte o canavarı ateşe atıp pişirdi ve zorla ağzıma verdi. Ondan, memleketimdeki insanların bilmediği güçlerin var olduğunu öğrendim. Dayanamayıp “Ben de güçlü olabilir miyim?” diye sordum. Adam, “Emin misin? Bu zor olacak.” dedi. Ama ben bunları düşünecek kadar olgun değildim ve kabul ettim.

Adamın adı Taygun’du. Ona “usta” diye hitap ediyordum. Eğitimleri çok yorucuydu. Her eğitimden sonra vücudum eski hâline dönüyordu fakat zamanla kendimi yenilemeyi öğrendim. Aylar sonra ustam bana öğretecek bir şeyi kalmadığını söyledi. Gitmeden önce “Bir gün geri döneceğim. Sahip olduğun her şeyi senden alacağım. Sevdiğin şeyleri korumak için güçlü olman gerektiğini o zaman anlayacaksın.” dedi. Son olarak bana “Yedi Şekil Değiştiren Yılan” adlı tekniği öğretti.

Ustam ayrıldıktan sonra Vetyat’a gittim. Sınırları koruyanlar vardı ama konuştuktan sonra içeri girmeme izin verdiler. Tek şartları, işlerine karışmamamdı. Yıllar sonra Barlas adında bir çocukla tanıştım. Ailesinden ayrı kalmıştı, bu yüzden onu eğitmeye başladım. Sakar ama hızlı öğreniyordu. Ailesi onu bulsa da gizlice eğitimlere devam etti. Daha on iki yaşındaydı ama kararlıydı.

Eğitimi bittiğinde ona üç soru sorma hakkı verdim. “Beni neden eğitmeyi kabul ettin?” diye sordu. “İçinde önemli bir şeyi uyandırdın.” dedim. “Ayrıca gelecekte hayatta kalmak istiyorsan daha da güçlenmen gerek.” Son sorusunda kaşlarımı neden hep çatık tuttuğumu sordu. Cevap vermedim. Yıllar sonra tekrar karşılaştık. Barlas büyümüş, beni düelloya çağırıyordu. Ona baktım ve sadece şunu söyledim:
“Henüz hazır değilsin. Yolun uzun. Bir gün tekrar görüşeceğiz ama şimdi değil.”

(Visited 1 times, 1 visits today)