Merhaba, ben Miraç. Futbol oynamayı çok severim. Küçüklüğümden beri top peşinden koştururdum. Şu anda Çayyolu Atletik takımında oynuyorum ve U13 ligindeyiz. Bu sezonun son maçında kaderimizi belirleyecek karşılaşma vardı. Başkent Aslanları’yla final gibi bir maç! Kazanırsak şampiyon olacaktık ama kaybedersek ligi ikinci sırada tamamlayacaktık.
Maç başladığında çok kötü oynuyorduk. Sanki takım olarak sahada yok gibiydik. Moralimiz bozuktu, top bizde kalmıyordu. Rakip bizden daha istekli görünüyordu ve ilk yarıda 1-0 öne geçtiler. İlk devre boyunca neredeyse hiç tehlikeli pozisyon üretememiştik.
İkinci yarı başladığında antrenörümüz bize çok motive edici bir konuşma yaptı. Sanki o konuşmayla birlikte hepimizin içinde bir ateş yandı. Daha istekli oynamaya başladık ve kısa süre içinde golü bulduk. Skor 1-1 olmuştu.
Ben o gün forvet pozisyonundaydım ama rakibin defans oyuncusu beni adım adım takip ediyordu. Ne zaman top ayağıma gelse hemen pres yapıyordu. O kadar sinirlenmiştim ki içimden “Bu maçı almadan çıkmam!” diyordum.
Dakikalar hızla geçiyordu. Maçın sonuna 90+2 uzatma eklenmişti. Herkesin nefesi kesilmişti. Derken bir anda top önüme düştü. Zaman adeta durdu. Kaleye doğru sürdüm topu. “Keşke bir mucize olsa.” diye içimden geçirirken sol ayağımla topa vurup tam doksana gol attım. Herkes çılgına döndü! Tribünler bağırıyordu, takım arkadaşlarım üstüme koştu.
Maç bitmişti. 2-1 kazanmıştık. Şampiyon olmuştuk!
Kupa töreninde hepimiz büyük bir gururla sahaya çıktık. Türkiye U13 Şampiyonu olmuştuk. Ben de turnuvanın golcüsü ve maçın oyuncusu seçildim. O an gözlerim doldu çünkü çocukluk hayalim gerçek olmuştu. O gün yaşadıklarımı asla unutmayacağım. Bu sadece bir maç değil, bir hayalin gerçeğe dönüşmesiydi.
Hayatımın Maçı
(Visited 7 times, 1 visits today)
