HAYVANLARA KONUŞABİLİYORUM

Sabah uyandığımda, her zamanki gibi normal bir gün olacağını sanmıştım. Elimi yüzümü yıkayıp köpeğim Tonton’un yanına gittim. Onunla tam oyun oynayacakken bir ses duydum. Ses, oyun oynamak istediğini söylüyordu  fakat evde kimse yoktu. O an, Tonton’un benimle konuşabildiğini anladım. Ben de onunla konuşabiliyordum. Artık bu gün hiç de sıradan olmayacaktı. Çok heyecanlanmıştım.

Öncelikle Tonton’a onun hakkında merak ettiğim soruları sordum. Böylece Tonton’un en sevdiği rengin sarı, en sevdiği yemeğin maması ve en sevdiği yerin yatağı olduğunu öğrendim. Ayrıca, tasmasını takmaktan nefret ediyormuş.

Ben de kahvaltımı yapar yapmaz merakımı gizleyemedim. Diğer hayvanların da nasıl hissettiğini, neleri sevip sevmediğini öğrenmek istiyordum. Bu nedenle koşa koşa parka indim. Soluk soluğa kalmıştım ama yine de koşmaya devam ettim. Her gün gördüğüm ve sokakta yaşayan turuncu kedinin yanına varana kadar koştum. Ben ona “Portakal” ismini vermiştim. Rengi turuncu olduğu için bu ismi seçmiştim.

Portakal’a ilk olarak adının anlamıyla ilgili bir soru sordum. Onunla yaklaşık on dakika boyunca konuştuk. Hayvanlarla konuşmak gerçekten çok eğlenceli bir şey.

(Visited 12 times, 1 visits today)