Hayvanlarla Konuşabiliyorum

Sabah uyandığımda, her hafta sonunda olduğu gibi sıradan bir gün geçireceğimi düşünmüştüm. Yataktan kalktım, elimi yüzümü yıkadım ve kahvaltımı yaptım. Her hafta sonu uyguladığım rutinime başladım: Sabah 9’da evimin yakınlarındaki ormanda koşuya çıkar, ardından arkadaşlarımla vakit geçirmek için bir kafede buluşuruz. Eve döndüğümde gündemi takip eder, akşam yemeğini yer ve erkenden uyurdum.

Fakat o gün farklıydı. Sabah koşuma çıktığımda, ormanda her zaman duyduğum kuş seslerini bu kez anlayabiliyordum. Bir dalın altında iki kuşun, ormanın ne kadar kirlenmeye başladığını konuştuklarını duydum. Önce hayal gördüğümü, rüyada olduğumu sandım ama değildim. Bu sesler kesilmiyordu, duyduklarım çok netti.

Eve dönerken mahallemizin kedisinin yaşadığı sokakların ne kadar kirlendiğine dair bir kargaya öfkeyle bağırdığını duydum. Durup onu dinlemeye başladım. İnsanların yaşadıkları yerlere ne kadar zarar verdiğini, ne kadar bencil davrandıklarını anlatıyordu. Haklıydı. Düşününce ben de çevreyi temiz tutmak için bir şey yapmıyordum hatta zaman zaman kirletiyordum. Kedinin söyledikleri beni derinden etkiledi. Yolda yürürken, kaldırıma atılmış yırtık bir çöp poşetinden saçılmış çöpler dikkatimi çekti. Her gün geçtiğim sokaklara bu kez farklı bir gözle bakıyordum. Bu farkındalıkla, bir şeyleri değiştirmeye karar verdim.

Ertesi sabah koşuya çıkarken yanıma bir çöp poşeti aldım, eldivenlerimi taktım ve yol boyunca gördüğüm çöpleri toplayarak geri dönüşüme attım. Bu küçük hareket bile içimi tarifsiz bir huzurla doldurdu.

Koşu sonunda, dün konuşmalarına tanık olduğum kuşlar yine aynı daldalardı. İçlerinden biri bana dönüp, “Bak, işe yaramaya başladı.” dedi.

O an anladım ki doğayı anlamak için bazen sadece dinlemeyi öğrenmek gerekiyordu.

(Visited 8 times, 1 visits today)