Bir gün uyandığımda annem İngilizce konuşarak beni kaldırdı. Başta garipsedim ama ailemde zaten genellikle İngilizce konuşulduğu için çok şaşırmadım. Okula giderken hiç İngilizce bilmeyen bir arkadaşımla karşılaştım ve bana İngilizce “Merhaba” dedi. Bu durumu çok garip buldum.
Okula gidince ilk dersimiz İngilizceydi ve her şey normal gidiyordu, ta ki saat 10.30 olana kadar. Çünkü dersimiz Türkçe olmasına rağmen öğretmenimiz içeri girip dersi İngilizce anlatmaya başladı. Herkes ne olduğunu anlamaya çalışıyordu ama ben garipsemedim. Sadece bir şeye takıldım: Tek ben Türkçe konuşuyor olamazdım. Arkadaşıma “Ben hangi dili konuşuyorum?” diye sordum. O da bana “İngilizce” dedi. Böylece herkesin İngilizce konuştuğunu fark ettim.
Bütün dersleri dinledim ve eve gittim. Televizyonda haberlere baktığımda ise ekranda “Herkes İngilizce konuşuyor” yazıyordu. Bu durumu çözmek için evden çıktım ve bilge Mahmut amcaya gittim. Bana, “Önce Mardina Dağı’ndan fifo çiçeğini al, ardından Komosit Gölü’nün yakınındaki yaşlı bilge Fadime teyzeye git. O sana ne yapman gerektiğini söyleyecektir, evlat.” dedi.
Ben de Mahmut amcayı dinleyip dediklerini yaptım. En sonunda yaşlı bilge Fadime teyzeye gittim ve o bana özel bir karışım verdi. Eve gidip yattığımda ve ertesi sabah okula kaldığımda, yaşlı bilge Fadime teyzenin yaptığı karışım sayesinde herkes eski diline geri dönmüştü.
