Gözlerimi açtığımda gördüklerime inanamadım. Kardeşim Mira, tamamen siyah giyinmiş, gözlüklü adamlar tarafından kaçırılmaya çalışılıyordu. Bulunduğum çimenlik alandan kalkıp o tarafa doğru koşmaya başladım. Kel olan adam kardeşimi kollarından tutmuş, diğeri ise onu havaya kaldırmıştı. Mira çırpınarak adamların elinden kurtulmaya çalışıyordu. Onlara vardığımda çoktan kardeşimi arabalarına adeta fırlatıp uzaklaşmışlardı.
Birbirimizden ve birkaç arkadaşımızdan başka kimsemiz olmadığı için Burkay’ı aradım.
“Burkay, Mira’yı kaçırdılar! Acil gelmen lazım!” dediğim anda kendimi aniden bir balo salonunda, yerde otururken buldum. Herkes ve Burkay etrafımdaydı. Lise mezuniyet balosunda yine bir rüya görüp kriz geçirmiş olmalıydım. Yattığım yerden hafifçe doğruldum, görüntüler netleşmeye başladı. Elbisem kan içindeydi, kollarım ve bacaklarımda çizikler vardı.
“Ne oldu bana?” diye fısıldadım.
Burkay beni ayağa kaldırırken “Yine o şey oldu.” dedi.
Ayağa kalktığımda her yeri mahvettiğimi fark ettim. Yerlere içecekler ve yiyecekler dökülmüş, sandalyeler ve masalar devrilmişti.
“Gerçekten çok özür dilerim, en güzel gününüzü berbat ettim. Kusura bakmayın ama siz de biliyorsunuz, ben karanlık bir varlığım. Elimden gelen hiçbir şey yok. Hepinizden tekrar özür dilerim.” dedim.
Kimse bana kızmadı, tam tersine hepsi sarıldı. Ne yaşadıysam, benden nefret eden sınıf arkadaşlarım bile bana acımıştı. Herkesle tek tek sarıldıktan sonra Burkay arkamdan seslendi:
“Bir gelir misin, Sinem?”
Onunla birlikte bahçeye çıktık. Burkay ciddi bir ses tonuyla konuşmaya başladı:
“Sinem, bunu şeyi kontrol edebildiğini söylemiştin ama edemedin. Artık herkes senin karanlık bir varlık olduğunu öğrendi.
Bir an için korktum, herkesin bana nasıl bakacağını düşündüm ama beklediğim öfkeyi değil, merak ve hayranlığı gördüm. Sınıf arkadaşlarım yavaşça yaklaşıp bana gülümsediler ve “Sen farklısın, ama bu harika bir şey!” dediler.
O an anladım ki korktuğum kadar kötü değildim. Karanlık yanım, beni benzersiz kılıyordu ve o gün, herkesin gözünde artık sadece bir korku figürü değil, kendi gücünü kabul etmiş bir kahraman oldum.
