İç Ses

Bir sabah uyandığımda herkesin iç sesini duyabildiğimi fark ettim. Önce rüya sandım. Annem mutfakta sessizce çay koyarken aklından geçenleri duydum: *“Yine gecikti, acaba hasta mı?”* Oysa saat daha sekiz bile olmamıştı. Sokakta yürürken, karşımdan gelen adamın yüzü ifadesizdi ama zihninden geçenleri duydum: *“Keşke ona dün ‘seni seviyorum’ diyebilseydim.”*

Bu yeni yeteneğim başta büyüleyiciydi. İnsanların yüzleriyle gizlediklerini zihinleriyle açığa vurduklarını görmek gibiydi. Ama zamanla ağırlık yapmaya başladı. Otobüste, okulda, kafede… Her yerde binlerce ses beynimde çınlıyordu. *“Beni kimse anlamıyor.”*, *“Bugün de yalnız hissediyorum.”*, *“Yeterince iyi değilim.”*

Bir arkadaşım gülümsediğinde içinden geçen “Keşke bana gerçekten değer verse,” düşüncesi kalbimi kırdı. Kimsenin duymaması gereken sırlar beynimde yankılanıyordu artık.

Bir süre sonra sessizliğin özlemini duymaya başladım. Kendi iç sesimi bile kaybettiğimi fark ettim. İnsanların düşündüklerini bilmek, onları anlamayı kolaylaştırmıyor; bazen sadece yük oluyordu.

O gün karar verdim: Eğer mümkünse, bu yeteneği geri vermek istiyordum.

(Visited 10 times, 1 visits today)