Bir sabah uyandığımda herkesin iç sesini duyabildiğimi fark ettim. İlk başta rüya sandım. Ama annem mutfakta çay koyarken dudakları kıpırdamadan “Yine bulaşıkları ben yıkayacağım galiba” dediğini duydum. Daha doğrusu, düşündüğünü duydum. Sonra kardeşim salondan geçti, sesi beynimin içinde yankılandı: “Bugün yine sınav var… Kesin patlayacağım.”
Gözlerimi ovuşturup aynaya baktım. “Yok artık,” dedim. “Deliriyor muyum?”
Ama hayır, bu delilik değildi. Sokağa çıktığımda bir teyzenin “Keşke torunlarım bu hafta sonu gelse” diye içinden geçirdiğini duydum. Otobüse bindim, şoför kendi kendine düşünüyordu: “İnşallah bugün kimse kavga çıkarmaz.”
İlk günler eğlenceliydi. Arkadaşlarımın derslerde öğretmeni aslında ne kadar sevmediğini öğreniyor, öğretmenlerin aslında ödevleri kontrol etmediğini duyuyordum. Herkesin düşündüğü şeyler, söylediklerinden çok farklıydı.
Ama zamanla bu “yetenek” bir yük haline geldi. Kalabalıklarda yürüyemez oldum. Yüzlerce, binlerce düşünce beynimde işleniyordu:
“Keşke daha zengin olsaydım.”
“Bugün ona cesaretimi toplayıp konuşabilecek miyim?”
“Ben hiç sevilmiyorum galiba.”
“Hayat çok boş…”
İnsanların içindeki yalnızlık, korku, öfke… Her şeyi duyuyordum. Ve bu beni yavaştan yormaya başlamıştı.
Bir gün okulun kütüphanesinde sessizce otururken, yaşlı bir adam yanıma geldi. Öğrenci değildi. Kitaplığa değil, bana bakıyordu. İçinden şöyle düşündü:
“Demek sen de duymaya başladın.”
Şaşırıp ayağa kalktım. “Siz de mi?..” dedim.
Başını salladı. “Evet. Zamanında ben de duymuştum. Bu bir sınav. Kalbinin ne kadarını koruyabileceğini test eden bir sınav.”
“Peki nasıl kurtulurum bu lanetten?”
Gülümsedi. “Kurtulmak istemeyebilirsin. Çünkü bu yetenek, seni bir gün çok önemli bir kararın eşiğine getirecek. Ama unutma, herkesin iç sesini duymak, onların yükünü de paylaşmak demektir.”
O gün eve dönerken insanların düşüncelerine bir kez daha kulak verdim. Bu kez yargılamadan. Sadece anlamayaçalışarak. O günden sonra bu gücümü gizli tuttum ama kullanmaya da devam ettim. Bazen biri üzgünken onunla konuşacak ilk kişi ben oldum. Bazen de susmam gereken zamanı, insanların kalplerinden öğrendim.
Hâlâ duymaya devam ediyorum. Belki bu yetenek bir gün geri alınacak. Belki sonsuza kadar kalacak. Ama artık biliyorum ki, insanların iç sesi, bazen dışarıda söylediklerinden çok daha dürüst. Ve bazen birini anlamak için sadece kulak değil, yürek gerekir.
