Yeni bir ilacın insanlarda güvenle kullanılabilmesi için uzun ve titiz bir araştırma sürecinden geçmesi gerekir. Bu süreçte hayvanlar üzerinde yapılan testler önemli bir basamak oluşturur. Çünkü bir ilacın doğrudan insanlar üzerinde denenmesi büyük sağlık riskleri taşıyabilir.
Bilim insanları, önce hayvan modelleri üzerinde çalışarak ilacın vücutta nasıl davrandığını, hangi dozda etkili olduğunu ve potansiyel yan etkilerini gözlemler. Bu aşama, insan sağlığını korumak ve tehlikeli sonuçları en aza indirmek için kritik kabul edilir.
Hayvan testleri genellikle fare, sıçan, tavşan ve zebra balığı gibi türlerde yapılır. Bu hayvanların seçilme sebebi, biyolojik yapılarının insanlara benzerlik göstermesidir. Bu benzerlik sayesinde ilacın etkileri hakkında daha doğru tahminler yapılabilir.
Ancak elbette hayvan deneyleri etik tartışmaları da beraberinde getirir. Bu nedenle bilim dünyasında 3R prensibi uygulanır:
Replace (Yerine koy): Mümkün olduğunda hayvanların yerine alternatif yöntemler kullanmak,
Reduce (Azalt): Kullanılan hayvan sayısını en aza indirmek,
Refine (İyileştir): Hayvanların daha az acı çekmesini sağlamak.
Sonuç olarak hayvan testleri tamamen ortadan kalkmasa da bilimsel ve etik gelişmeler sayesinde daha insancıl ve kontrollü bir hâle getirilmeye çalışılmaktadır. Belki de ileride, hayvanların canını almadan da ilaç üretmek mümkün olacak ve bizler büyüdüğümüzde hayvanlara zarar vermeyen ilaçlar geliştirebileceğiz.
