Her insan, hayatında bir düzen, rutin olsun ister ve bunun sebebi insanın belirsizlikle olan anlaşmazlığıdır. Her gün uyanıp ne olucağını bilmeden, ne yapman gerektiği hakkında fikir sahibi olmadan yaşamanın insan doğasına aykırı olduğu inkar edilemez. Her ne kadar belirsizlikle düzenli bir iç savaş halinde olsak da, atalarımızdan beri vazgeçemediğimiz “yeni deneyimler elde etme” arzumuz parlıyor ve istediğimiz tekdüze hayatı bir kenara bırakıyoruz.
Dostoyevski ve Mevlana bu konuda birbirleriyle zıt düşüyorlar.
Dostoyevski’nin bakış açısı, insanı tutsaklayabilecek tek gücün yine kendi alışkanlıkları olduğu yönünde. Konu hakkında “ İnsan, alışkanlıklarının tutsağıdır.” demiş ve tartışmalara sebep olmuştur. Bu fikir ilk bakışta basit bir düşünce gibi görünse de derinlemesine düşününce Dostoyevski’nin kastettiğinin hayatımızda hiç rutin olmaması değil; bunların aralarında kendimize yeni deneyimler katmak, bir birey olarak kendimizi tanımak, hobiler keşfetmek ve kısacık hayatımızı da her gün yaptığımız basit davranışların yanında biraz da içten içe sevdiğimiz şeyler ile geçirmek olduğunu rahatça anlayabiliyoruz. Benim fikrim, bu düşünce her ne kadar doğru olsa da her durum için geçerli değil. Her zaman alışkanlıkları yıkıp yerine yenilerini getiremeyebiliriz ve kendimizi kocaman bir boşluğun ortasında bulabiliriz.
Mevlana’ya gelecek olursak bu konu hakkında “İnsan her gün yeniden doğar. Bugün ne yaparsan odur” sözlerini söylemiştir. Bu sözlerin asıl anlamı, insanın her gün yeniden şekillendiği ve istisna olmadan ne yapılırsa o olunacağı yönündedir. Aynı Dostoyevski’deki gibi bu söz de tamamen doğru değil. Bir insanı davranışlarının ve sözlerinin tanımladığı doğru fakat insan değişir, zaman geçtikçe olgunlaşır, büyür. Eğer her gün birbiriyle aynı geçerse , ki böyle düşünen bir insanınki muhtemelen geçer, her zaman rutinin başında takılı kalır. Yaptığı hataları değiştiremez evet, ama bir daha yapmamayı da öğrenemez. Hiçbir şey değişmedikçe, ön yargılar kırılmadıkça, korkular aşılmadıkça aynı hatalar yapılır durulur. Bunun için günden güne değişiklikler yapmak mühimdir.
Benim düşünme şeklim daha çok Dostoyevski’ninkiyle uyuşuyor ve her ne kadar risksiz ve konfor alanının içinde bir hayat için Mevlana örnek alınsa da gelişmek, büyümek, değişmek, olgunlaşmak, kendini tanımak için hayatın monotonluğundan uzaklaşıp kendini yeni kişilere, deneyimlere, fırsatlara, risklere, maceralara açmak gerekir.
