Bir cumartesi sabahı uyanıp kahvaltımı yaptıktan sonra Japonca kursuma gittim. Kursa girdiğim anda garip bir şey fark ettim. Normalde bizimle tercümanı aracılığıyla iletişim kuran Japon hocamız, o gün bizimle akıcı bir şekilde Türkçe konuşuyordu. Üstelik İngiliz tercüman da Türkçe konuşuyor ve o gün kurs olmadığını söylüyordu. Neden gruba yazmadıklarını sorduğumda, kararın ani alındığını ve bu yüzden haber veremediklerini söylediler. Bu durum zaten yeterince ilginçti.
Daha sonra Avusturyalı kuzenimle buluştum. O da Türkçe konuşuyordu! Artık iyice şaşırmıştım. Bir süre sonra nedenini öğrendim: Artık dünyadaki herkes tek bir dil konuşuyordu. Herkes Türkçe konuşuyor, her şey daha kolay anlaşılıyordu.
Aklıma bir soru takıldı: Acaba istersem İngilizce konuşabiliyor muydum? Bunu denemek istedim ama ağzımdan çıkan kelimeler yine Türkçe oldu. İşte o an her şeyi çözdüm. Yabancılar aslında Türkçe bilmiyordu, sadece söyledikleri kelimeler bizim kulağımıza ve hatta onların ağzından Türkçe olarak çıkıyordu. “Peki o zaman nasıl anlıyorlar?” diye düşünebilirsiniz. Aslında onlar da bilinçli olarak anlamıyordu, beyinleri kelimeleri mucizevi bir şekilde anında çeviriyordu. Bu sayede farkında olmadan Türkçe öğrenmiş oluyorlardı.
Sonra aklıma başka bir soru geldi: Acaba müzik dinlersem şarkılar da Türkçe mi olurdu? Hemen denedim. Gerçekten de yabancı bir şarkı açtım ama sözleri Türkçe duyuyordum. Çok eğlenceliydi.
Ertesi gün ise bunun sadece bir günlük bir olay olduğunu öğrendim. Her şey eski haline dönmüştü. Japonca kursuma gittim ve hocamız yine tercüman aracılığıyla konuşuyordu. Ama o gün yaşadığım o ilginç deneyimi hiç unutmadım.
