Bir sabah uyanmıştım. Güneş her zamankinden daha parlak, bulutlar ise her zamankinden daha beyazdı. Bu yüzden bu sabah bana bir ayrı enerji, bir ayrı mutluluk gelmişti. Nedenini tam olarak anlayamadığım bu duygular içimi kıpır kıpır etmişti.
Ama bu gün anlayamadığım tek şey bu değildi. Annem beni uyandırdığında, onun iç sesini duyduğumu fark ettim. İlk başta bunun bir rüya ya da bir yanlış anlaşılma olduğunu düşündüm. Bu yüzden pek de önemsemedim.
Fakat okula gittiğimde her şey değişti. Arkadaşlarımın, öğretmenlerin, kısacası okulda gördüğüm herkesin iç sesini duyabiliyordum! Bütün gün boyunca bu durum aklımı kurcaladı.
Aramın çok da iyi olmadığı bir arkadaşım vardı. Hep onun benim hakkımda ne düşündüğünü merak etmiştim. Ona doğru bakınca, iç sesinden aslında benim hakkımda kötü bir şey düşünmediğini öğrendim. Açıkçası aramız iyi değildi ama düşman da sayılmazdık. Arada sadece selamlaşırdık. Bu yüzden hakkında kötü düşünmediğini bilmek beni rahatlattı.
Sonra başka kişilerin de iç seslerini dinledim. Güvenlik görevlisi, dışarıya kaçan toplardan şikâyetçiydi. Öğrenciler, sabah erken kalkmaktan; öğretmenler ise sınıfları susturamamaktan şikâyet ediyordu. Her birinin düşüncesine saygı duydum. Ama onları mutlu etmek için küçük adımlar atmaya karar verdim.
Öğrencilere, “Erken yatarsanız, sabahları bu kadar yorgun olmazsınız.” dedim. Öğretmenlerin işini kolaylaştırmak için sınıfın susmasına yardımcı oldum. Kaçan toplar içinse, arkadaşlarıma topların nadiren kaçtığı bir yerde oynamalarını önerdim.
Tüm bunları yaparken hiçbir karşılık beklemiyordum. Ama onlar bana en güzel ve sihirli sözcüğü söylediler:
“Teşekkür ederim.”
Bu sözcük hem onları hem de beni çok mutlu etti. O gün, insanların iç seslerini duymak bana sadece merak ettiklerimi değil, insanlara yardım etmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu da gösterdi.
