IŞIĞIN BİZİ GÖTÜRDÜĞÜ YER

 Bu sabah da her sabah olduğu gibi annemin bağırışlarıyla uyandım. Sıradan bir çarşamba günüydü ve her gün aynı şeyleri yapmaktan bıkmıştım. Aynı bağırışlarla uyanıyor, kahvaltımı yapıp okula gidiyordum. Okul bitince ise eve dönüp ödev yapıyordum ancak bugün içimde bir kıpırtı vardı. Yerimde duramıyordum ama nedenini de bilmiyordum.

 Bir anda, ne olduğunu anlayamadan tuhaf bir ışık her yere saçıldı ve her şey o ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. Nihayet ışık söndüğünde gözlerimi açabildim. Manzara resmen büyülüydü: Masmavi, bembeyaz bulutlarla dolu bir gökyüzü; yemyeşil, daha önce hiç ayak basılmamış çimler, berrak bir göl ve etrafa yayılmış piknik malzemeleri…

 Arkamı döndüğümde ise beni en mutlu eden şeyle karşılaştım. Bütün arkadaşlarım oradaydı. Birlikte piknik yaptık. Çok güzel atıştırmalıklar vardı, ayrıca kutu oyunları ve bir voleybol topu da bulunuyordu. Hava kararana kadar orada eğlendik. Buraya nasıl ve nereden geldiğimizi bile unuttuk.

 Hava karardığında herkes evine gitmeye karar verdi ancak hiç kimse buradan evine nasıl döneceğini bilmiyordu. Bunun üzerine ormana girdik. Belki birimizin evinin yoluna çıkarız diye düşündük, kim bilebilir ki? Birkaç dakika yürüdükten sonra, sabahki ışığa benzeyen bir ışık yeniden ortaya çıktı ama bu sefer biz hiçbir yere gitmedik.

  Onun yerine biri geldi. Bir peri gibi uçan, küçük bir varlık… Bizi buraya, bir günlük okul hayatından uzaklaştırıp eğlenmemiz için getirdiğini söyledi. Ona teşekkür ettik ve ardından bizi tekrar evlerimize gönderdi.

(Visited 5 times, 1 visits today)