ISSIZ ADA

Hepinizin aklına şu soru gelmiştir illaki: Eğer ıssız bir adaya düşsem neler olurdu? Ben hemen size kendi cevabımı vereyim;

Sert bir zeminde yatıyordum, sırtım ağrıyor, başım zonkluyordu. Gözümü ovuşturarak açtım ve güneş gözüme gülümsedi. Ama bu normal değildi çünkü benim odamda perde olurdu; burada ise güneş yüzüme nasıl vuruyordu? O anda gerçeği anladım. Etrafa baktım, burası bir adaydı, evet gerçekten bir ada! Ama bir sorun vardı: Benden başka biri var mıydı burada? Bu sorunun yanıtı için iki saat boyunca adada dolaşmış olacağım ki yorgunluktan bayılmış haldeydim. Buna rağmen kimse yoktu; hayvanlar, kuş sesleri dahi yoktu. Çok şaşırdım ama bir an önce ateş yakmam gerekiyordu ve çoktan akşam olmuştu. Hemen odunları toplayıp ateş yaktım ve kenarına kıvrılıp yattım. Ama ne olduysa, bir su damlası, iki, derken üçüncü, bir anda yüzlerce su damlası yağmaya başladı. Çok panikledim, ne yapacağım, acaba ailem beni arıyor mu, buraya nasıl geldim, kim yaptı derken, ateşim çoktan sönmüştü bile. Hemen koşup muşambamın altında kalan odunları topladım, ateşimi tekrar yakıp yağmuru engellemek için muşambayı örttüm. Fark etmedim ki uyuya kalmışım. Uyandığımda daha su bile içmemiştim, ki zaten hangi suyu içebilecektim? Yere taşlarla “SOS” yazdım ve yardım beklemeye başladım. O sırada kurumuş odunlarla bir meşale yaktım ve adanın etrafında on tur, bilemedin otuz tur attım ama yine de kimse yoktu; küçücük adada tek başıma kalmıştım. Ama aklıma bir fikir geldi: Eğer kendime tahtalardan bir bot yaparsam, yüzerek bu adadan çıkabilirim diye düşündüm. Hemen odun topladım, etraftaki iplerle sabitledim, ardından çöplüğe dönmüş kumsaldaki pet şişeleri de alıp botuma bağladım ve yüze yüze karaya vardım. Evet, bazı sorular hiç cevaplanamaz, ama benim hikayem böyle olurdu.

(Visited 22 times, 1 visits today)