Bugün evimde yazdığım romanıma devam ederken telefonuma gelen aramayla irkildim. Arayan numara rehberimde kayıtlı değildi. Bu yüzden telefonu açıp açmama konusunda birkaç saniye tereddüt etsem de sonunda gelen aramayı cevapladım. İngilizce konuşan kadının ses tonu ilk başta beni ürkütse de kadının yurtdışındaki bir üniversitenin etkinlik koordinatörü olduğunu anlayınca rahatladım. Telefondaki kadın, tasarımcı ve koordinatör olduğumu biliyordu. Ayrıca daha önce yaptığım işler hakkında bilgi sahibiydi ve beni yurtdışında bir okulda gerçekleştirilecek bir etkinlik düzenlemeye davet ediyordu.
İlk başta bu davete pek sıcak bakmasam da, temayı düzenleyenin ben olacağımı söylemesi ve tüm dekorasyon, seyahat masraflarının kendi bağış kampanyalarından elde edilen gelirle karşılanacağını belirtmesi üzerine teklifi düşüneceğimi söyleyerek telefonu kapattım. Telefonu kapattıktan sonra “Hem yeni arkadaşlar edinirim hem de dil becerilerimi geliştiririm.” diye düşünmeye başladım.
Bu etkinlik toplam dört gün sürecekti. İlk gün akşama doğru oraya varabilecektim çünkü üniversite İtalya’nın kırsal bir alanındaydı. İkinci gün dekorasyon ve temayı halledip, üçüncü gün baloya katılacaktım. Son gün ise dönüş günüydü. Yaklaşık yarım saat sonra kadını geri arayıp geleceğimi haber verdim. İki hafta sonra, perşembe günü oraya gideceğimden dolayı işten iki gün izin aldım. Günler çabucak geçti ve o gün geldi!
Sabah çilekli smoothie içtim ve valizimi hazırlayıp dışarıya çıktım. Saat henüz 07.32 idi ama havalimanına hem iki saat önceden gidecektim hem de yol yarım saatti. Oraya varınca kahvemi alıp giriş işlemlerini yaptım. Oturup düşüncelere daldım ve temamın gotik–metal karışımı bir şey olmasına karar verdim. Konusuna gelince, “Bizim için yapılan fedakârlıklar veya iyilikler” olmasına karar verdim ve ekstra bir etkinlik olarak bir kutu tasarladım. Üzerine bir delik açarak içinden kâğıt geçmesini sağladım.
Öğrencilerden, kâğıtlara isim yazıp onlar için fedakârlık yapan kişilerin adlarını o kutuya atmalarını isteyecektim. Bu yüzden kutuyu biraz süsleyip uçağın içinde gotik bir hava yarattım. Birkaç saat sonra uyuyup uyanınca uçağın inişe geçtiğini gördüm ve sevindim. Saat (İtalya’da) 17.22 idi. Hemen taksi kiralayıp otelime geçtim. Otel odası oldukça kaliteliydi. Yorgun olduğumdan dinlenmek istedim ve küvete girdim. Önümde yorucu üç gün vardı nasılsa.
Ertesi sabah uyanıp üzerimi giyindim. Biraz kapatıcı ve maskara sürüp kahvaltıya indim. Kahvaltıda waffle ve kruvasan yedim. Yanıma bir çörek alıp üniversitenin yolunu tuttum. Oraya vardığımda sadece birkaç öğrencinin okulda olduğunu gördüm, onlar da dekorasyonlara yardım ediyorlardı. Uçakta zaten koordinatör kadına temayı gönderdiğimden dolayı süsler ve ışıklandırmalar alınmıştı. Ben geldikten dört saat sonra tüm dekorasyon tamamlandı. Hemen otele geçtim ve uyudum.
Üçüncü gün hemen hazırlandım ve baloya gittim. Kıyafetim “cosplay” gibiydi; zincirli, siyah, dar bir elbiseydi. Makyajımı tamamlayıp yemek stantlarını açtık. Akşama doğru öğrenciler gelmeye başladı. Her şey çok güzeldi ve atmosfer büyüleyiciydi. Müzikler hep ya disco ya da hafif metal tarzındaydı. Herkes çok eğleniyordu. Saat 01.30 sularında dans bitti ve herkes evine gitti.
Benim için mükemmel bir deneyimdi. İyi ki kabul etmişim.
