Japonya ve Yapay Zeka

Hayatımda ilk defa ekonomisiyle, teknolojisiyle ve yemekleriyle ünlü bir ülkede bulunmak gerçekten çok heyecan vericiydi. Japonya’daydım!

Bu heyecanın yanında biraz da ürpertici bir taraf vardı. Her yerden teknolojik şeyler çıkıyor gibiydi; sanki bir teknoloji dünyasının içindeydim. Robot köpekler, çalışan robotlar, uçan arabalar ve insan görünümlü robotlar gördükçe içim garip bir şekilde ürperiyordu. Bir yandan insanlığın büyük şeyler başardığını hissediyor, diğer yandan da sanki bu teknolojiler bizi ele geçiriyor ve yönetiyormuş gibi düşünüyordum. Çünkü hayatımızda artık fazlasıyla yer almaya başlamışlardı.

2025 yıllarında her şey daha normaldi. Yapay zekâlar sadece makale yazma, ödev yapma ya da gerekli işlerde yardımcı oluyordu. Ama şimdi hayatımızın merkezine yerleşmişlerdi. Bu düşünceler kafamda dönüp dururken, fikrimi oradaki bir Japon arkadaşıma danıştım. O da benimle kısmen aynı düşündüğünü ama yine de tüm bunların işlerimizi çok kolaylaştırdığını söyledi.

Kısa bir sohbetin ardından etrafı gözlemlemek için gezmeye başladım. Yanımdaki kişiyi bir arkadaşım sanıyordum ki “Bir robot olarak size nasıl yardımcı olabilirim?” demesiyle irkildim. Gerçekten korkutucu bir andı. Eğer ben onu insan sanıyorsam işte asıl tehlike oradaydı.

Yürümeye devam ederken bir uçan araba yavaşça yanıma yaklaştı. “Beni denemek ister misiniz?” dedi. Çocukken trafikte kaldığımızda hep “Keşke uçan arabalar olsa…” derdim. Şimdi hayalim gerçekleşmişti. Merdiven açıldı, bindim. İçeride kimse yoktu ama araba benimle sürekli konuşuyordu. Her şey teknolojikti. Tek bir düğmeyle havalandık. Ne desem yapıyordu. Yanlardan yemekler çıkıyor, yukarıdan kulaklık otomatik olarak takılıyordu. Her ne kadar büyüleyici olsa da, hoşuma gitmedi. Çünkü arabayı ben kullanmak istiyordum. Ama yapay zekâ buna izin vermiyordu. Çünkü tamamen insanlara hizmet etmek için tasarlanmıştı.

(Visited 5 times, 1 visits today)