Otobüsten indiğimde, beklediğimden daha karanlık bir sokakla karşılaştım. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve açıkçası kendimi korkmuş hissediyordum. Yanlış durakta indiğimi anladığımda otobüs çoktan gözden kaybolmuştu. Bir dakika içinde sokağın elektrikleri de kesildi. Zifiri karanlıkta korkum daha da arttı.
Artık işim çok zordu. Telefonumu çantamdan çıkardığım anda yere düşürdüm; kırıldı ve ıslandı. Açık bir market bulup aileme telefonla ulaşmanın iyi bir yol olacağı aklıma geldi ama bunu bulmak hiç kolay değildi. Çünkü saat 00.00’dı. O kadar korkuyordum ki eve hiç gidemeyeceğimi düşündüm. Umudumu kaybetmeye başlamıştım. Karnım acıkmış, hava giderek soğumuştu.
Tam tüm umutlarımı yitirdiğim anda yanımda büyük bir köpek belirdi. Korkuyla geri çekildim ama köpek sakin bir sesle konuştu:
“Ben sihirli bir köpeğim. Seni evine götürebilirim ama bana evinin yolunu tarif etmen gerekiyor.”
Şaşkınlık içinde ona kuzey, güney, doğu ve batı yönlerini anlattım. Dediğimi dikkatle dinledi ve beni karanlık sokaklardan geçirerek evimin önüne kadar getirdi. Kapıya vardığımızda korkum yerini şaşkınlık ve sevince bıraktı.
Ailem beni görünce çok rahatladı. Köpeği fark ettiklerinde ise hem şaşırdılar hem de onu hemen sevdiler. Sihirli köpeği sahiplendik ve ona Karamel adını verdik. O günden sonra Karamel bizimle yaşamaya başladı.
Onun sihirli olduğunu ve konuşabildiğini ise sadece ben biliyorum.
