KAYIP HARİTANIN PEŞİNDE

Nehir, büyükbabasının tavan arasında eski bir deri çanta buldu. Çantayı açtığında, içinden sararmış bir harita çıktı. Haritanın üzerinde kalın harflerle “Gizli Şelale” yazıyordu. Nehir’in kalbi heyecanla çarptı, böyle bir şeyle karşılaşacağını hiç düşünmemişti.

Ertesi gün, okul çıkışı en iyi arkadaşı Berrak’la buluştu. Haritayı yanlarına alarak şehir dışındaki ormana doğru yürümeye başladılar. Yol üzerindeki işaretleri takip etmek kolay değildi; kırmızıya boyanmış bir taş, dallara bağlanmış eski bir ip, rüzgârda hafifçe sallanıyordu. Ama macera heyecanı ikisini de cesaretlendirmişti.

Ormanın derinliklerine ilerledikçe ağaçlar sıklaştı ve güneş ışığı yere güçlükle ulaşıyordu. Aniden Nehir’in ayağı kaydı ve dik bir yamaçtan yuvarlandı. Toz ve yapraklar arasında kalktıklarında karşılarında nefes kesici bir manzara buldular: gizemli şelale, berrak sularıyla muazzam bir şekilde akıyordu!

Suyun gürleyen sesi kulaklarını doldururken, şelalenin üzerinde renkli bir gökkuşağı belirdi. Nehir ve Berrak gözlerini ayıramıyor, o anın büyüsüne kapılıyorlardı. İşte anladılar: en büyük hazine, keşfettikleri bu doğa harikasıydı.

Ertesi gün, öğretmenleri bu macerayı sınıfta dinlediğinde, Nehir ve Berrak’ı coğrafya dersinde örnek öğrenciler ilan etti. Onların cesareti ve keşif tutkusu, sınıfta herkes için ilham kaynağı oldu.

(Visited 3 times, 1 visits today)