Kelime Yağmuru

Sabah uyandım ve pencereden dışarıya baktım. Güneşi ve kuşları görmek istedim ama çok garip bir şey gördüm. Gökyüzünden kelimeler yağıyordu! Harfler ve heceler kar gibi yavaşça şehre iniyordu. Çok şaşırdım. Hemen kalktım ve televizyonu açtım. Haberci çok zor konuşuyordu çünkü üzerine “macera” ve “panik” kelimeleri düşüyordu. Haberci şöyle dedi: “Kelimeler yağıyor! Bu bir şaka değil. Kelimeler insanları hemen değiştiriyor. Bir adamın üzerine ‘kahkaha’ düştü ve adam durmadan gülmeye başladı!”

Hemen dışarıya çıktım. Sokak çok karışıktı, sanki bir masal kitabı gibiydi. Yaşlı bir teyzenin üzerine “hız” kelimesi düştü. Teyze, pazar arabasıyla çok hızlı koşmaya başladı. Parkta bir adam vardı. Onun omzuna “üzüntü” düştü. Adam bir anda uzaklara baktı ve ağlamaklı oldu. Küçük bir kedi, havada uçan “cesaret” kelimesini yakaladı. Sonra kedi, mahallenin en büyük köpeğine kafa tuttu. Herkes, üzerine düşen kelime gibi davranıyordu.

Ben bu yağmurdan kaçmak istedim ama gökyüzünden büyük bir “merak” kelimesi bana doğru geldi. Kaçamadım; kelime tam kalbime dokundu. O an her şeyi öğrenmek istedim. Bu yağmurun nedenini anlamak istiyordum. Gökyüzündeki bu harfler sadece sokağı değil, ruhumuzu da değiştiriyordu. Artık evler sadece taş değildi; evlerin üzerinde “huzur” yazıyordu ve hepsi çok güzeldi. Şehir artık normal bir yer değil, yaşayan büyük bir kütüphane gibiydi. Her adımda yeni bir cümle ve yeni bir anlam vardı.

(Visited 7 times, 1 visits today)