Kelime Yağmuru

Bir gün “Umarım bugün güneş açar” umuduyla kalktım. Birkaç haftadır yağmur yağıyordu. Pencereden baktığımda yüzüm düştü. Kara Kara bulutlar gökyüzünün tepesindeydi yine. Oysa ben onca günün sonunda Güneş’in parıltılı ışığını görmek istiyordum. Dişlerimi fırçaladım, kahvaltı ettim ve üstüme okul formalarımı geçirdim. Kapıyı açıp dışarıya adımımı attığım an yağmur başladı. Şaka mıydı bu?

Ama bugün yağmur yerine kelimeler yağıyordu yere. Hep donutlar, pastalar, hamburgerler ve pizzalar yağsın istemiştim ama kelimeler mi? Bu iş iyice garipleşmeye başlamıştı. Şemsiyemi kapıp yola devam ettim. Yürüdükçe işler karıştı. Arkadaşım Ayşe’nin üzerine iyi, Ali’nin üzerine iyi kelimeler yağıyordu. Yağmur bir an şiddetlendi ve şemsiyem yırtıldı. Tüm kelimeler üstüme yığıldı. Burada hem iyi hem kırıcı hem de garip kelimeler vardı. Kelimelere boğulacakken arkadaşım Akın, benimle şemsiyesini paylaştı. Okula varmıştım…

“Muraaat”! Kahvaltı haaazııırrr!” diye bir ses duyuldu. Doğru ya ! bugün cumaydı. “Okula geç kaldın Muratt! Çabuk olsana sen biraz. ” diye homurdanan babam haklıydı. O rüyadan çıkardığım ders ise ağzımızdan çıkan kelimeler insanları kırabilir, biz istemesek bile insanlar üzülebilir bu yüzden ağzımızdan çıkan lafı kulağımız duymalı. İnsanlarla konuşurken güzel kelimeler kullanmalıyız…

(Visited 7 times, 1 visits today)