KELİME YAĞMURU

O gün saat altıda kalktım. Okula gidecektim ki bir anda bir ses yükseldi. Bu ses damla sesi gibiydi ama daha ağır şeyler yağmurun yerini almış gibiydi. En başta çok önemsemedim. Ne de olsa en kötü dolu yağıyordur diye düşündüm. Kahvaltımı bir çırpıda yapıverdim çünkü servisi kaçırmamammö gerekiyordu. Sesler gittikçe artınca dışarı çıkarken dolunun çok yağmasının bana zarar verebileceğini düşünüp şemsiyemi yanıma aldım.

Dışarı çıkarken bir de ne göreyim! Dolu yerine gökten kelimeler yağıyordu. Bir süre sonra bazı kelimelerin yere normal bir şekilde inerken bazı kelimelerin ise yere düşerken yaralandığını gördüm. Bu nedense bana çok garip geliyordu. Okula giderken bu kadar garip bir olayın nasıl bu kadar sakin bir günde yaşanabildiğini aklım almıyordu.

Okula giderken bir anda serviste bir kelime çok güçlüydü ve servisin tavanında iz bıraktı. Biz ne olduğunu daha tam anlayamamışken bile bunlar yaşanıyorsa, acaba günün kalanında neler yaşanacaktı? Servis sonunda okula ulaşmıştı. Hepimiz koşarak sınıflara dağıldık. Tabii sınıfa gidince her şeyin düzeleceğini sananlar varsa,yanıldılar.

Sınıfa girince hemen etrafıma baktım. Gözlerim Derin’i arıyordu. Şansa bak ki her gün sınıfa, pardon okula, ilk gelen kızdan daha erken gelmeyi başarmıştım. Benden beş dakika sonra Derin ve Çınar geldi. Biz ne olduğunu anlayana kadar Alya ve Elif de geldi. Biz birilerinin daha gelmesini beklerken başka kimse gelmedi.

Aradan iki saat geçti fakat ne dersler başladı ne de kimse geldi. Artık akşama yaklaşmaya başlamıştık ama kimseden çıt çıkmıyordu. En sonunda okuldan kendi başımıza ayrılacaktık ve evi okula yakın olan kişinin evine gidecektik. Tabii en yakın ev benim evim olmasın mı?

Biz arkadaşlarla buna anlam vermeye çalışırken kelime yağmuru şiddetlendikçe şiddetlendi. Biz eve varana kadar buna anlam vermeye çalışıyorduk. Derin bana bunun imkânsız olduğunu söylüyordu. Yani çok da haksız sayılmazdı, gökten yağmur yerine kelime yağıyordu. Çınar ise, “Hayır, hayır, bence bu kelimelerin bir anlamı var.” diyordu. İkisi de haksız sayılmıyordu.

Sonunda eve girince şunu fark ettim: “Hep kötüyü,kötü” gibi kelimelerin canı yanmıştı. Bu da kendimizi ne gibi görürsek o kadar üzüleceğimizi ve canımızın yanacağını gösteriyordu.

(Visited 3 times, 1 visits today)