Kırık Saat

Kasabanın en yaşlı saat tamircisi Rıza Usta, elli yıldır aynı dükkânda çalışıyordu. Raflarda eski ve tozlu saatler vardı. Duvarlardan gelen “tik tak” sesleri, dükkânın sessizliğini dolduruyordu. Ancak Rıza Usta için en değerli saat, çalışmayan eski bir cep saatiydi. Bu saat babasından kalmıştı ve on beş yıldır durmuştu. Rıza Usta her sabah saati eline alır, camını siler ve tekrar yerine koyardı.

Bir gün dükkâna Mert adında küçük bir çocuk geldi. Elinde bozuk bir kol saati vardı. “Annemin hediyesi ama çalışmıyor.” dedi. Rıza Usta saati dikkatle inceledi ve gülümsedi. “Tamir ederiz.” dedi. Mert her gün dükkâna gelerek tamiri izledi. Zamanla aralarında sessiz bir dostluk oluştu.

Saat sonunda çalıştığında Mert çok sevindi. “Teşekkür ederim.” dedi. Rıza Usta da uzun zamandır hissetmediği bir mutluluk yaşadı. O anda vitrindeki eski cep saatine baktı. İçinde bir heyecan hissetti. Saati eline aldı ve kapağını açtı. “Belki zamanı gelmiştir.” diye düşündü.

Ertesi gün Mert dükkâna geldiğinde Rıza Usta ona cep saatini gösterdi. “Çalışıyor.” dedi. Mert şaşkınlıkla baktı. “Nasıl yaptınız?” diye sordu. Rıza Usta gülümseyerek, “Bazen bir şeyi çalıştırmak için sadece bir sebep gerekir.” dedi.

O günden sonra Rıza Usta’nın dükkânı, sadece saatlerin değil; insanların da yeniden umut bulduğu bir yer oldu.

(Visited 1 times, 1 visits today)