Tarih 20 şubat , normal bir okul günün ardından yorgun ve bitmiş bir şekilde eve yürürken tanımadığım bir numaradan mesaj geldi. Her zaman rastgele reklam sitelerinden mesaj gelirdi ve ben de bu mesajı onlardan biri sanmıştım fakat bu mesaj farklıydı. “Önemli bilgilendirme” diyerek başlayan mesaja meraklı bir şekilde tıkladım ve okumaya başladım. Mesajı gördükten sonra vücudum hareket etmeyi durdurdu ve kanım dondu. Adeta beynimden vurulmuşa döndüm. Mesajda “Ebeveyniniz olan Meryem Göksoy, Ekrem Veli’yi öldürme suçundan gözaltına alınmıştır. Daha fazla bilgi için şu numarayı arayın.” Bunun komik olamayan küçük bir eşek şakası olmasını istediysem de numarayı arayınca doğru olduğunu öğrendim. Hızlı bir şekilde taksi çağırıp karakola doğru gitmeye başladım.
Karakola vardığımda orda çalışan birine annemin nerede olduğunu sordum ve beni annemin davasıyla ilgilenen polise yönlendirdi. Polis, otuz kırk yaşlarında hafif kilolu esmer biriydi. Bana adının Emir olduğunu söyledi ve annemin davasını anlatmaya başladı; annemin patronu olan Ekrem bey bugün sabah saatlerinde iş yerindeki odasında ölü bulunmuş. Cesedin birkaç günlük olduğu tahmin ediliyormuş ve cinayet aletinde annemin DNA’sına rastlanmış. Ayrıca cinayetin işlendiği tahmin edilen saatte kameralardan annemin orada olduğu gözüküyormuş. Bunları duyunca itiraz etmeye başladım. Bu bilgiler birini cinyetten tutuklamak için yeterli değildi. Ve ayrıca benim annem asla böyle bir şey yapmazdı. Şuana kadar karıncayı bile incitmemiş bir kişi şimdi insan mı öldürecekti yani? Ben polis beye yeterli kanıtın olmadığını anlatmaya çalışırken beni kesti ve bana annemin zaten suçunu itiraf ettiğini söyledi. Bunu duyunca tekrar bir şok yaşadım. Hala annemin böyle bir şey yapmış olmasına inanmıyordum. Ardından polis beye annemle yüz yüze konuşmak istediğimi söyledim. O da bana annemin sorgu odasında olduğunu ve onunla konuşabileceğimi söyledi. birlikte sorgu odasına doğru gittik. oraya girmeden önce sorgu odasının camından annemi kelepçeli bir şekilde oturduğunu gördüm. Tam karşımda endişeli bir şekilde oturuyordu. Onu orada gördüğümde kalbim yerinden çıkacak sandım. Annemi bu şekilde göreceğim hiç aklıma gelmemişti. Tam anneme doğru bakıp düşüncelere dalmışken emir bey beni dürtüp hala içeri girmeği isteyip istemediğimi sordu. Ben hiçbir şey demeden içeriye girip annemin önündeki sandalyeye oturdum. Annem beni görünce ağlamaya başladı. O ağlayınca ben de kendimi durduramadım ve ikimiz birden ağladık bir süre. İkimizin de ağlaması durunca ona soru sormaya başladım. “Gerçekten o adamı öldürdün mü?” dedim o ise yüzüme bakmadan sessizce “Evet.” Dedi. Hemen ardından ise fısıldayarak “hepsi senin için.” Dedi. Benim için miydi? Nasıl yani? Buna asla anlam veremedim. Tam anneme ne demek istediğini soracakken içeriye emir bey girdi ve artık görüşmenin bitmesi gerektiğini söyleyip beni hızlıca dışarı aldı. Bana birkaç evrak doldurttular ve beni eve yolladılar. O gün ev hiç olmadığı kadar sessizdi. Sadece ben ve evin duvarları vardı. Bu kadar sessizliğin içinde düşünmeden durmak tabi ki de çok zordu. Annemin bana son dediği şey aklımdan çıkmıyordu. Neden benim için benimle hiç alakası olamayan birini öldürsün ki? Tam bunları düşünürken kapı çaldı. Kapıyı açtığımda annemin iş yerinden arkadaşı olan Ayşe teyzeyi gördüm. Şaşırmıştım çünkü saat geç olmaya başlamıştı ve kendisi perişan halde gözüküyordu. Onu içeriye davet ettim. Salona geçip oturduk ve bana nasıl olduğumu sordu. Ona her şeyin nasıl olduğunu anlattım sonra ise yine kendimi tutamadım ve kısa süreliğine ağladım. Ayşe teyze halime çok üzüldü. Hatta bir an onun da gözleri doldu. Sanki çok şey anlatmak istiyordu ama yapamıyordu. En sonunda konuşmaya başladı.
“Gerçekten çok üzgünüm, her şeyi ben yaptım. Böyle olmaması gerekiyordu ama oldu! Önce ne dediğini anlamasam da anlatmaya devam edince her şey oturdu. “o gün Ekrem beyle büyük bir kavga ettik. Yıllar önce almam gereken terfiiyi şimdi talep ettim ama reddetti. Bunu kendime yediremedim ve ona bağırmaya başladım. O ise ona bağırdığımdan dolayı beni işten çıkaracağını söyledi. O an çok sinirlenmiştim. Benim için işim hayatımda her şeyden önce gelir. Etrafıma baktım ve elime ilg gelen şeyle Ekrem beyin kafasına vurdum. Ama gerçekten o an ne yaptığımın farkında değildim. Tam o sırada içeriye annen girdi ve beni öyle gördü. Gözüm dönmüştü ne yapacağımı bilemedim ve ona eğer suçu üstlenmezsen aynı şeyi çocuğuna da yapacağımı söyledim. O da kabul etmek zorunda kaldı. Hiçbir şey istediğim gibi gitmedi! Çok pişmanım. Ben bu vicdan azabıyla yaşayamam. Polislere de aynen sana anlattığım gibi anlatacağım. Her şey için özür dilerim.” O konuşmadan sonra birlikte karakola gittik ve Ayşe teyze her şeyi itiraf etti. Böyle bir olayın olmasından çok üzgün olsam da annemin hapse girmeyecek olmasına sevinmiştim.
