Bugün yine uzun bir gündü. Mars’ta yaşamak heyecan verici, ama bir o kadar da zorlayıcı. Dünya’daki gibi mavi gökyüzü, ılık bir rüzgâr ya da yağmur sesi yok. Burası kızıl, kuru ve soğuk. Ama buradayım, çünkü insanlık için yeni bir başlangıç yapıyoruz.
En büyük zorluklardan biri oksijen ve su kaynaklarını yönetmek. Kolonideki geri dönüşüm sistemleri sayesinde suyumuzu tekrar tekrar kullanıyoruz, ama bazen aksilikler yaşanabiliyor. Geçen hafta su arıtma sisteminde bir arıza oldu ve üç gün boyunca çok kısıtlı su tükettik. Sonunda ekip, 3D yazıcılarla yeni bir filtre üreterek sorunu çözdü. İşte, burada yaratıcı olmak zorundasınız; çünkü Dünya’dan gelecek yardım haftalar, hatta aylar sürebilir.
Gıda konusu da ayrı bir mücadele. Seramızda yetiştirdiğimiz sebzeler sayesinde besin ihtiyacımızı karşılıyoruz, ancak hâlâ tam anlamıyla kendi kendimize yetebildiğimizi söyleyemem. Patates, marul ve fasulye yetiştiriyoruz ama toprağı verimli hâle getirmek hiç kolay değil. Dünya’daki gibi bir tarla hayal etmek imkânsız. Mars toprağını sterilize edip besin değerini artırmamız gerekiyor.
Dış görevler de başlı başına bir risk. Bugün, güneş panellerinin üzerini kaplayan ince toz tabakasını temizlemek için dışarı çıktık. Bu ince Mars tozu, her yere sızabiliyor ve cihazlara zarar verebiliyor. Dışarı çıkmadan önce basınçlı giysimi kontrol ederken küçük bir yırtık fark ettim. Eğer bunu fark etmeseydim, dışarıda dakikalar içinde hayatımı kaybedebilirdim. Neyse ki hızlıca tamir ettik ve göreve devam ettik.
Ama en büyük zorluk, belki de yalnızlık. Dünya’daki sevdiklerimizle iletişim kurmak mümkün, ama sinyallerin gidiş-geliş süresi uzun olduğu için sohbet etmek imkânsız. Bazen eski hayatımı özlüyorum: Bir kafede oturup kahve içmeyi, sahilde yürümeyi ya da ailemle vakit geçirmeyi… Ama buradaki ekibimiz de bir aile gibi oldu. Birlikte çalışıyor, birlikte gülüyoruz ve zorlukları birlikte aşıyoruz.
Kızımı,arkadaşlarımı hatta her sabah beni zorla uyandıran kuşu bile özledim. Farklılığa alışmak her zaman zor olmuştur ama rutin olarak yaptığım şeylerden vaz geçmek insanı içten içe yiyor. Pazar günleri kalkıp krep yemeyi. Akşam halı sahaya gitmeyi. Akşam trafiğinde kalmak bile güzel geliyor artık.
Bugün yorucuydu ama yine de buradayız, Mars’ı biraz daha yaşanabilir bir yer hâline getirmek için çalışıyoruz. Kim bilir, belki bir gün burada doğan ilk çocukları göreceğiz. O zaman gerçekten yeni bir dünya kurduğumuzu söyleyebiliriz. Yeni bir insanlık için, insanlık için biz bu kızıl çöle hayat getirmeye çalışıyoruz.
