Ben küçük bir gümüş kolyeyim. Bir gün sahibim beni annesinden hediye aldı. O gün çok mutluydu. Aynanın karşısında gülümsedi ve beni boynuna taktı. Ben de o anın hatırasını saklamaya başladım. O gün güneş parlıyordu ve evde sıcak bir sevinç vardı.
Sahibim beni her gün taktı. Okula giderken, arkadaşlarıyla oynarken hep onunlaydım. Bazen ders çalışırken masanın üstünde durdum, bazen de koşarken kalbinin hızlı atışını hissettim. Onun üzgün olduğu günlerde de boynundaydım. O zaman sessizce parladım ve ona güç vermeye çalıştım. Bir gün yağmurda ıslandık. O beni tişörtünün içine sakladı. “Kaybolma,” dedi fısıltıyla. O an anladım ki ben sadece bir kolye değilim. Ben bir hatırayım. Sevgi, güven ve aileyi temsil ediyorum. Şimdi bir çekmecede duruyorum. Bazen beni çıkarıp bakıyor. O anları tekrar hatırlıyor. Ben kaybolmadım. Çünkü anılar, kalpte ve küçük bir kolyede hep yaşar. Bazen çekmece açıldığında ışık yüzüme vuruyor. O zaman eski günleri hatırlıyorum. Sahibim büyüdü ama bana baktığında gözleri yine aynı şekilde parlıyor. Çünkü anılar büyümez, hep aynı kalır. Ben onun çocukluğunu, gülüşlerini ve sevgi dolu anlarını saklıyorum.
Belki bir gün beni kendi çocuğuna verir. O zaman yeni bir boyunda, yeni anılar taşırım. Ama içimdeki eski hatıralar hiç kaybolmaz. Çünkü ben bir anıyım ve anılar asla unutulmaz.
