Küçük Şeylerin Büyük Etkileri

Her şey o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. Sabah olduğunu anlamam biraz zaman aldı. Gözlerimi açtığımda saat kaçtı bilmiyordum ama dışarıdan gelen sessizlik alıştığım gibi değildi. Ne araba sesi vardı ne de komşuların ayak sesleri. Sanki şehir de benimle birlikte uyanmamıştı.

Yataktan kalktım ve pencereye baktım. Işık, normal bir sabah ışığı gibi değildi, parlak değildi ama karanlık da sayılmazdı. Bir an için her şey durdu sandım. Zaman ilerlemiyordu sanki. İçimde garip bir his vardı korku değildi, ama tam olarak huzur da değildi. Ayaklarımı terliklerin içine geçirdim ve şunu fark ettim ev çok sessizdi. Bu evde uzun zamandır yalnız yaşıyordum ama sessizlik hiç bu kadar fark edilmemişti. İlk defa içimden mutfağa gidip sağlam bir kahvaltı etmek gelmişti. Normalde bir kahve içip hemen telefona bakardım ama bugün öyle yapmadım. Elim telefona gitmediBir süredir hayatım hep aynıydı. Aynı saatlerde kalkıyor, aynı yolları kullanıyor, aynı insanlarla konuşuyordum. Günler birbirine benziyordu. Şikayet etmiyordum ama mutlu da sayılmazdım. Sanki bir şey eksikti ama ne olduğunu bilmiyordum. O ışık, bunu düşünmeme sebep oldu.Pencereye tekrar yaklaştım. Sokakta yaşlı bir adam yavaş yavaş yürüyüp manzaranın tadını çıkarıyordu. Onu izlerken ne zaman bu kadar aceleci olduğumu düşündüm. Her şeye yetişmeye çalışırken kendimi unutmuştum.Odama döndüm. Masanın üzerinde eski bir kutu vardı. Uzun zamandır açmamıştım. İçerisinde eskiden kalma fotoğraflar vardı. Gülümseyen bir hâlim, hayaller kuran bir yüzüm vardı o fotoğraflarda. O çocuğun ne istediğini hatırlamaya çalıştım ve zorlandım ama tamamen unutmadığımı fark ettim.Aynaya baktım. Yüzümde yorgunluk vardı ama bu beni üzmedi çünkü bu yorgunluk boşuna değildi. Yaşadıklarımın sonucuydu. Kendimi eleştirmeye çok açık olan ben, bu sefer kendime kızmadım. İlk kez kendime karşı bu kadar yumuşaktım.

Dolabı açtım. Her gün giydiğim kıyafetleri değil, uzun süredir dokunmadığım mavi ve bol tişörtü aldım ve rahat bir pantolon giydim. Bugün farklı bir gün olsun istedim. Bu değişiklikler bile bana çok iyi gelmişti.Kapıya yöneldim ama çıkmadan önce durdum. İçimde bir tereddüt vardı. Dışarı çıkmak değil, farklı olmak korkutuyordu beni ama her günümün aynı geçtiğini kendime hatırlatınca hayatımın daha renkli, farklı şeyler deneyimlemeyi istedim.Kapıyı açtım ve dışarı çıktım. Hava serindi ama ferahlatıcıydı. Güneş yükseliyordu. Işık artık sadece odada değil, her yerdeydi. O an hayatımın bir anda değişmediğini anladım. Bazen bir sabah, bir ışık, bir düşünce insanı durduruyor. Ve insan ilk kez gerçekten yaşadığını fark ediyor. Bunu fark etmek, bazen her şeyden daha yeterli oluyor. Bu farkediş insnların hayatını renklendiren bir başlangıçtır.

(Visited 3 times, 1 visits today)