21 . yüzyıl dünyasında küreselleşmenin hız kazanmasıyla birlikte göç, insanlık tarihindeki en önemli olgulardan biri hâline gelmiştir. Savaşlar, ekonomik dengesizlikler, siyasi baskılar, iklim değişiklikleri ve daha iyi yaşam koşulları arayışı, milyonlarca insanı doğdukları topraklardan başka ülkelere göç etmeye zorlamaktadır. Göçün toplum üzerindeki etkileri ise oldukça çift yönlüdür: Bir yandan sosyal ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunurken, diğer yandan kültürel çatışmalara, ayrımcılığa ve ekonomik baskılara da yol açabilmektedir.
Pozitif Yönleri
Göçmenler, genellikle iş gücünün yoğun olduğu sektörlerde çalışarak, ev sahibi ülke ekonomisine katkıda bulunurlar. Tarım, inşaat, temizlik, sağlık ve yaşlı bakımı gibi yerli halkın çalışmak istemediği işlerde istihdam edilerek ekonomiyi ayakta tutar. Ayrıca, göçmen girişimciler yeni iş yerleri açarak hem istihdam sağlar hem de ekonomiyi canlandırırlar.
Örnek olarak, Almanya’da 2015 sonrası gelen Suriyeli göçmenlerin büyük kısmı, 2020 itibarıyla iş gücüne dahil olmuş ve küçük işletmeler kurmuştur.
Pek çok gelişmiş ülke, yaşlanan nüfusu nedeniyle doğurganlık oranlarının düşmesiyle karşı karşıyadır. Genç ve çalışabilir yaştaki göçmen nüfus, bu ülkelerde nüfusun yaşlanmasını yavaşlatarak sosyal güvenlik sistemlerini ayakta tutabilir. Örneğin Japonya gibi yaşlı nüfusa sahip ülkelerde göç, kaçınılmaz bir çözüm olarak görülmektedir.
Göçmenlerin geldikleri ülkelerle birlikte getirdikleri gelenek, yemek, müzik ve dil gibi unsurlar; ev sahibi toplumda kültürel çeşitlilik ve hoşgörü ortamı yaratır. Farklı kültürlerin bir arada yaşaması, sanat, edebiyat ve gastronomi gibi alanlarda büyük bir çeşitlilik ve ilham kaynağı olur. Londra, Berlin ve New York gibi büyük metropoller bu çeşitliliğin somut örnekleridir.
Göç sadece düşük nitelikli iş gücünü değil, aynı zamanda yüksek nitelikli ve eğitimli bireyleri de kapsar. Doktorlar, mühendisler, akademisyenler gibi profesyoneller göç ettikleri ülkede bilimsel ve teknolojik ilerlemeye katkı sağlar. Özellikle sağlık sistemleri, bu tür beyin göçünden büyük fayda görür.
Negatif Yönleri
Farklı dil, din, kültür ve yaşam tarzlarına sahip grupların bir arada yaşaması, uyum sürecinde sorunlara yol açabilir. Ev sahibi toplum, göçmenleri “yabancı” olarak görebilir ve bu durum ırkçılık, ötekileştirme ve ayrımcılığı körükleyebilir. Göçmenler ise topluma entegre olamadan izole yaşamlar sürebilir. Bu durum özellikle büyük şehirlerde gettolaşmaya neden olabilir.
Bazı durumlarda göçmenlerin düşük ücretle çalışması, yerel işçilerin iş bulmasını zorlaştırabilir ya da maaşlarının düşmesine yol açabilir. Bu da halk arasında “göçmenler işlerimizi elimizden alıyor” gibi yaygın ama genellikle ekonomik temeli zayıf olan tepkilere neden olur.
Göç, iyi yönetildiği takdirde toplumlara dinamizm, zenginlik ve güç kazandırabilir. Ancak ihmal edildiğinde sosyal çatışmaları körükleyen, kamu kaynaklarını zorlayan ve toplumsal barışı tehdit eden bir olguya dönüşebilir. Bu nedenle, küresel göç karşısında akılcı, insancıl ve kapsayıcı politikalar geliştirmek, hem göçmenlerin hem de ev sahibi toplumların refahı için zorunluluktur.
