20 Mart 2035
Bugün Mars’a gelişimizin ilk günü.Doğruyu söylemek gerekirse yolculuk epey sıkıcıydı. Saatlerce olduğun yerde durmak,düzgün yemek yiyememek hatta su bile içememek çok zordu. Ama nihayet buraya vardık. Eğer eskiden olsaydı burada yaşamak da aynı uzay gemisinde yaşamak gibi olurdu ancak kolonimiz Mars’ta yaşama elverişli birçok kulübe inşa etti. Bu kulübeler birden başlanarak sırayla numaralandırldı ve herkes istediği numarayı seçti. Yeme içme gibi temel ihtiyaçlara gelince suyumuz zaten var. Bildiğiniz üzere 3 sene önce Mars’ta içilebilir su kaynaklari keşfedildi. Yemek konusuna gelinceyse henüz kesin değil. Bir süre Dünya’dan getirdiğimiz sıvı gıdalarla besleneceğiz ancak herkes bu konuya bir çözüm bulmaya çalışıyor. Yani anlayacağınız birkaç ufak sıkıntı hariç her şey yolunda gidiyor.
25 Mart 2035
Tam olarak 5 gündür yazmıyorum. Neden diye soracak olursanız şu anda kolonide büyük bir kriz var. Kıtlık başladı. Evet yanlış değil ciddi bir yemek kıtlığı çekiyoruz. Hala ortama uygun bir şekilde besin yetiştirmeyi başaramadık. Sıvı gıdalarsa neredeyse bitmek üzere. Artık insanlar açlıktan suyu dondurup buz halinde yemeye başladı. Bunun kendilerini doyurmayacağını biliyorlar ancak kendilerini yalnızca böyle tatmin edebiliyorlar. Umarım bu kıtlık yakında son bulur yoksa hepimiz açlıktan öleceğiz.
27 Mart 2035
Bugün nihayet insanlık harici bir yaşam belirtisi keşfedildi. Gölün dibinde yetişen ve yenilebilir(aynı zamanda epey lezzetli olan) patates filizleri. Öğle saatlerinde canı sıkıldığı için göle giren bir adam sayesinde keşfedilen bu besin,kıtlığın bir nebze de olsa azalmasını sağladı. Filizler keşfedildikten sonra köklerine zarar verilmeden alınarak daha uygun bir ortama dikildi. Bakımlarıyla da düzenli olarak ilgilenilecek. Artık aç değiliz.
30 Mart 2035
Her şey bitti artık kıtlık yok derken başımıza çok daha kötü olaylar geldi. Her şey patates filizlerinin göle uzak bir bölgeye ekilmesiyle başladı. İlk başta herkes çok sevindi ancak bazı kesimler çok geçmeden şikayet etmeye başladı. Patates filizleri yerleşim alanının en doğusuna ekilmişti. Yani evi doğuda olan kişilerin yemeğe kolay ve hızlı erişimi olurken batıda olanların yemeğe erişmesi için uzun bir yol katetmesi gerekiyor. Bu durum tabi ki batı kesiminde yaşayanları sinirlendirdi ve durum iç karışıklıklara kadar gitti. Son birkaç gündür de bu karışıklığı çözmek için uğraşıyoruz.
2 Nisan 2035
İşler gittikçe karışmaya başladı. Batı kesiminde yaşayanlar artık dayanamadıklarını söyleyerek doğu kesiminde çadırlarda kalmaya başladılar. Doğu kesimindekilerse buna karşı çıktı çünkü dinlenme alanları olan bahçeleri tamamen işgal edilmişti. Batı kesimindekileriyse bu karşı çıkış iyice sinirlendirdi ve başkanlık binasına kadar dayandılar. Ellerinde “Koyun can derdinde, kasap mal derdinde.” yazılı pankartlarla başkanlık binasının önünde protesto yürüyüşü yaptılar. Ancak başkanların pek de umrunda gibi değildi. Sahi başkanların yüzünü daha önce hiç görmedik. O binada neler döndüğü bile şüpheli. Ancak kimsenin bunu düşünecek vakti yok. Herkes adalet peşinde.
8 Nisan 2035
İsyan birkaç gün daha sürdü ancak bu son gelişme artık isyanı çığırından çıkaran son nokta oldu. Dün güney kesiminde yeni bir bitki keşfedildi. İnsanlar onu “Mars Çileği” olarak tanımlasa da şahsen bence kirazı daha çok andırıyor. Bu bitkiden patates filizi gibi herkese bolca yetecek kadar yoktu. Bu yüzden herkese yalnızca günde bir avuç verileceği söylendi. Bu fikir onaylandı ve 2 gün boyunca her kulübeye birer avuç çilek bırakıldı. Ta ki batı kesiminden biri doğu kesimindekilerden birinin evine gidene kadar. Mutfakta sadece çilekle dolu kocaman bir buzluk vardı. Bunu öğrenen batılılar çileden çıktı ve başkanlık binasına çiçekleri fırlatmaya başladılar. Bir süre sonra bunun hiçbir işe yaramadığını fark ettiler ve sakince oturup nasıl bir çözüm bulabileceklerini düşündüler. Sonuç olarak yarın batılılar ve doğulular arasında bir toplantı var.
9 Nisan 2035
Toplantı başarıyla gerçekleşti. Nihayet bir uzlaşmaya varıldı. Çileklerin ve patates filizerinin başına her iki kesimden de temsilciler getirildi. Bu temsilcilerin görevi besinleri sayarak herkese eşit sayıda bölüştürmek.
12 Nisan 2035
Resmen bir sorun bitiyor öteki başlıyor. Tam olaya bir çözüm bulduk derken kıtlık yeniden baş gösterdi. Artık patates filizi çıkmıyor. Çıksa bile henüz yemeye hazır olmadan çürüyor. Yalnızca mars çileğiyle beslenmeye çalışıyoruz ancak bu çok yetersiz.
16 Nisan 2035
Son birkaç gündür kıtlık iyice artmıştı ve aramızda açlıktan ölenler olmuştu. Bunun üzerine buna bir dur demeli olduğumuzu düşündük ve bu sefer başkanlık binasına her iki kesim olarak saldırdık. İlk başta onların çıkacağını düşündük ancak öyle bir niyetleri olmadığını anlayınca tüm gücümüzle kapıya dayandık. Büyük uğraşlar sonucu kapıyı kırdık fakat sonucunda gördüğümüz manzara karşısında şok olduk. İçerisi bir süredir terk edilmiş gibi duruyordu. Yalnızca birkaç eski püskü eşya bir adet televizyon ve bir zarf vardı. Zarfı açmak istedik ve aramızdaki temsilcileri seçip onlara açtırdık. Zarfın içinden üstünde “beni izle” yazılı bir kaset çıktı. Hemen televizyona taktık ve videoyu oynattık. Gördüklerimiz karşısında resmen nutkumuz tutuldu. Bu daha önce hiç görmediğimiz yöneticilerimiz tarafından çekilmişti. Videoda anlattığına göre onlar burayı çoktan terk etmişti bile. Burası zaten gerçek bir gezegen değildi. Hepsi yalnızca bir stüdyodan ibaretti. İlk başta nunların hepsinin yalan olduğunu ve bu kasetin sadece bir şaka amaçlı konduğunu düşündük ama video ilerledikçe çok daha acı görüntüler geldi. Bizi televizyondan kahkahalarla seyreden insanlar ve eğlendikçe bize besin bağışlayan başka insanlar. Biz burada kıtlık çekerken onlar da orada gülme kıtlığı çekiyormuş. Meğer onları eğlendiremediğimiz için bize besin vermiyorlarmış. Bu da mars çileğinin keşfinin neden tam isyandan sonra gerçekleştiğini açıklıyor.
12 Nisan 2036
Bu olayların üzerinden tam bir sene geçti ve bu bir sene içerisinde orada bulunan herkes psikolojik tedaviye başladı. Bize bunların hepsinin birer rüya olduğunu aslında hepimizin bir şekilde hipnotize olduğunu ve gerçek dışı şeyler gördüğümüzü söyleyip durdular. Fakat aslında, başkanlık binasında bulduğumuz kaset, bizimle dalga geçmek amacıyla değil, bir uyarı amacıyla bırakılmıştı. Videoda, aslında bu “Mars” kolonisinde yaşayanların hiçbiri gerçek insan değildi; hepimiz, Dünya’daki bir psikiyatri deneyi için özel olarak seçilmiş ve uzaylıları andıran bir tür tarafından manipüle edilen yapay zeka implantlarıydık.
