Sabah uyandığımda herşey oldukça normal geldi, yatağımın üzerindeki battaniye hâlâ yerlere kadar sarkıyordu. Sonra birşeyin olduğundan daha farklı olduğunu anladım, odam fazla sessizdi hatta sadece odam değil ev fazlalığından sessizdi. Sanki bütün sesler uyumaya devam ediyordu. Başımı yavaşça kaldırdım ve etrafıma baktım. İşte o anda garipliği fark ettim: Tavanda kocaman bir çatlak vardı ve çatlağın içinden hafif mavi bir ışık sızıyordu.
İlk anda tamamen donakaldım. Kalbim hızlanmıştı. Böyle bir şey karşıma çıkınca yapmam gerekenin ne olduğunu bilemedim. Normalde hemen koşar, Heyecandan elim ayağım titrer, sandalyenin üzerine çıkar ve iyice bakardım. Ama bu kez cesaretim yoktu. “Boş ver,” dedim kendi kendime. “Belki de sadece gözüme öyle görünüyor.” Battaniyemi üstüme çektim, gözlerimi kapattım ve uyumaya çalıştım. Fakat mavi ışık battaniyenin altından bile belli oluyordu. Işık o kadar güçlüydü ki gözlerim ağrımaya başlıyordu.
Ama sonra içimde başka bir düşünce beliriverdi: “Hayatta bazı şeyler bir kez olur. Kaçırırsan bir daha karşına çıkmaz.” Yine de cesaretim gelmedi. Bir süre yatağın kenarında oturup ışığa bakakaldım.
Işık bir portalı andırıyordu ama bulanık olduğu için içinde tam olarak ne olduğunu görememiştim.
Bir zaman sonra merakım korkumu geçti. İçimde bir heyecan kıpırdamaya başladı. Sandalyeyi masanın yanına çektim, ama hemen çıkmadım. Derin bir nefes aldım. “Eğer bu gerçekten bir fırsatsa,” dedim kendi kendime, “belki de kaçmamalıyım.”
Sonunda sandalyeye çıktım ve tavana iyice yaklaştım. Mavi ışık yüzüme vurunca gözlerimi açtığımda gördüklerime inanamadım. Çatlağın içi boşluk gibi değildi; sanki küçük bir tünel açılmıştı, ama tünelin ucu görünmüyordu. Rüzgâr yoktu ama hafif bir uğultu geliyordu.
Tam elimi uzatacakken çatlak aniden titremeye başladı. Mavi ışık bir anda daha parlak oldu, ardından sanki biri içeriden kapıyı kapatıyormuş gibi bir “klik” sesi duyuldu. Çatlak hızla kapanmaya başladı. “Hayır!” diye bağırdım ama ışık bir anda söndü. Portal kapanmıştı ve ben içinde tam olarak ne olduğunu görememiştim. Kalbim yerinden çıkıcakmış gibi atıyordu, belki bu bir rüyaydı? fakat sıradan bir rüya için fazla gerçekçiydi.
Tam aşağı inecekken yerde bir şey gördüm. Küçük, dairesel, metal bir parça. Eğilip aldım. Üzerinde ince bir çizgi halinde mavi bir iz vardı. Başta ne olduğunu anlamadım. Elimde çevirirken bir anda klik diye açıldı: Bu bir rozetti. Arkasında küçücük bir yazı vardı: “Gözetim Raporu – Denek 17: İlk Temas Başarısız.” Donup kaldım, korkudan altıma yapıcakmış gibi hissettim. Rozetin iç kısmında da tarih de yazıyordu. O an korkuya kapıldım… çünkü tarihin yanında bir saat vardı: Tam şu anda yaşadığım anın saati. Yani çatlak rastgele bir şey değildi, Kabus da değildi. Birileri—kim olduklarını bile bilmediğim biri ya da bir şey—beni izliyordu. Ve bu onların sadece ilk denemeleriydi…
