Günümüzdeki çocuklar geçmişteki çocuklarımıza göre her ne kadar daha çok imkana sahip olsalar da kendilerini daha yalnız hissedebiliyorlar. Çünkü modern yaşam bunu gerektiriyor.
Eskiden çocuklar sokaklarda oynarken bugünün çocukları dijital ekranlarla büyüyor. Tabletler, telefonlar ve bilgisayarlar her ne kadar eğlenmemizi sağlasa da gerçek dostluğun yerini alamıyor. Tablette oyun oynarken geçirilen 1 saat, kişinin fışarıda arkadaşlarıyla vakit geçirmesinin yerini dolduramıyor ve haliyle günümüz çocukları yalnızlaşıyor.
Şehirleşme, çocukların dışarı çıkma ve özgürce arkadaş edinme imkanlarını azaltıyor. Apartmanlar, güvenlik kaygıları, trafik, daralan oyun alanları… Bunlar çocukları evlere mahkum ediyor. Oysa geçmişte geniş sokaklar, mahalle kültürü ve “dışarı çık, arkadaşlarınla oyna” anlayışı vardı.
Bunun yanında sosyal medya, çocukların duygusal dünyasını etkileyen en büyük kaynaklardan birisi. Çocuklar sürekli başkalarının hayatını görüyor ve özeniyor. Eğlenen, gezen, mutlu görünen insanlar… Bu durum onları karşılaştırmaya itiyor. “Ben neden böyle değilim?” sorusu, içten içe bir eksiklik duygusu oluşturuyor. Bu eksiklik hissi de yalnızlığı tetikliyor.
Bir diğer etken ise aile içi iletişimin zayıflaması. Geçmişte aileler daha fazla bir aradaydı. Akşam sofraları, uzun sohbetler, kapı önü muhabbetleri vardı. Şimdi herkes kendi odasında, kendi ekranına dalmış durumda. Ebeveynlerin yoğun işleri, sürekli koşuşturmacalı ve stresli halleri, çocukların duygusal ihtiyaçlarının geri planda kalmasına yol açıyor. Bu durum, çocukların kendilerini görülmeyen, duyulmayan biri gibi hissetmesine neden olabiliyor.
Bazen düşünüyorum da gençlwr aynı zamanda duygusal destek konusunda da yeterli desteği alamıyor. İnsan kendini anlaşılmamış, görülmemiş hissediyor. Özellikle de kalbin kırıldığında ya da zor bir dönemden geçtiğinde… Çevrendeki herkes kendi derdine yanarken, sen kendi içindeki fırtınayı paylaşacak bir omuz bulamıyorsun. İşte o an insanlar yanlış yollara sapabiliyor. Umutsuzluk ve yalnızlık onları yanlış kararlar almaya itebiliyor. Bazen küçücük bir kelime, dinlenildiğini ve önemsendiğini bilme hissi bile yeterli olurken duygusal olarak bir destek alınamadığında gençler çaresizlik içinde kayboluyor. Ben bunu hep hissettim ve görüyorum ki ne kadar güçlü görünmeye çalışırsak çalışalım, destek alamadığımız zaman kalbimiz bir boşluğa düşüyor ve bu boşluk, yanlış seçimlerin, kırgınlıkların ve pişmanlıkların başlangıcı olabiliyor.
Sonuç olarak, bugünün çocukları birçok imkana sahip olsalar da, modern dünyanın getirdiği yeni faktörler ve teknolojik alanda gelişim sonucu yalnızlaşıyorlar. Geçmişte daha çok paylaşım, oyun ve yüz yüze iletişim vardı. Şimdi ise her ne kadar kalabalık olursak olalım çocuklar ve gençler genel olarak yalnız hissediyorlar. Çocukların bu yalnızlığı aşabilmesi için onlara daha çok sarılmak, daha çok sohbet etmek ve gerçek bağlar kurmalarına yardımcı olmak gerekiyor.
