İnsanlar dünyaya gözlerini açtıklarından sonra geri kapatıncaya kadar bir yaşam sürerler. Bazılarının ömrü 80 yıl olabilirken bazılarının ise günler sürebilir. Bu süreçte çevre koşulları ve hayatı nerede geçirmek istediği çok önemli bir etken olduğunu düşünüyorum. Çünkü ne zaman göçeceğimizi asla bilemiyoruz. Son dönemlerde de yetişkinlikte (bazı şeyleri idrak edebildiğimiz ve mantıklı kararlar verebildiğimiz süreçte) metropol gibi kalabalık, gürültülü bir yerde mi, yoksa kasaba gibi sakin bir yerde mi yaşamamız gerektiği tartışma konusu. Bu elbette insanların düşünme şekline ve nasıl bir hayat sürmek istediklerine göre değişebilir.
Çevresinde insan bulundurmayı sevenler, gürültüye alışkın olanların tam metropollerde yaşamaya uygun olduğunu düşünüyorum. Bireyin içerisinde kurduğu dengede sosyal yönü baskınsa, dolaşmayı, işten her ne kadar yorgun gelse bile gezmeyi, arkadaşlarıyla dışarı çıkmayı seviyorsa o insanı aşırı sessiz ve sakin bir yere koyarsanız sıkılır, belki de depresyona bile girebilir. Çünkü böyle insanların yaşama amacı gezmektir, yerinde duramazlar. Onlar gürültüyü severler, boş ve sessiz ortamlar üzerlerine üzerlerine gelmeye onları daraltmaya başlar. Tabi ki bu yaşam koşullarını sevmeyen fakat işleri, aileleri yüzünden. buralarda yaşamak zorunda kalan milyonlarca insan vardır belki de. Metropollerde çok fazla insan olduğundan dolayı hayat biraz daha zorlaşır. Örneğin hastanelerde sıralar oluşur, yollarda trafik oluşur yani kısaca kalabalık hayatı zorlaştırır. Fakat bu etkenler bahsettiğim insan tipleri için çok basit kalır.
Her ne kadar metropollerde yaşamayı sevenlerin olduğu gibi tam tersine iç huzuruna düşkün küçük bir kasabada yaşamayı tercih edenler de vardır. Bu tip insanlar genelde sakinliği, huzuru severler. Her gün belli bir koşuşturma içinde olmak istemezler, bu durum onların canını sıkar, onları boğar. Küçük bir kasabada yaşamayı genelde yaşlı kesim tercih eder çünkü onlar artık hayatlarının sonbaharını yaşamaktadırlar. Onlar için hayat ,varsa, çocuklarından
ve torunlarından ibarettir. Emekli olmuşlardır ve her gün gitmeleri gerek bir işleri yoktur. Küçük kasabalar her ne kadar şirin ve huzur verici gözükse de bazı imkanlara ulaşmak zor olabilir. Şehir merkezinden çok uzaksa hastanelere, alışveriş merkezlerine, bankalara ulaşmak bir tık daha zordur.
Sonuç olarak baktığımızda iki yerinde birbirinden güzel olanakları vardır. Benim düşüncem bu tamamen insanların karakterlerine, yaptıkları mesleklere, psikolojilerine vs. bağlıdır. Peki bana sorucak olsalar hangisini seçersin diye ben kesinlikle metropolde yaşamayı seçerdim. Her ne kadar aşırı kalabalık olan yerlerden, meydanlardan, rahatsız olsam da yapabileceğim çok az aktivitenin olduğu bir kasabadansa her günüm hareketli ve renkli geçsin isterim. Elbette kasabada yaşamayı tercih edenler olacaktır ve dediğim gibi onların da kendilerine göre sebepleri olacaktır. Vardığımız sonuçta her insanın iç dünyası, hayattan beklentileri farklıdır, ama benim tavsiyem ne zaman bu dünyaya gözlerimizi yumacağımızı bilemezken elimizde olan vaktimizi en verimli ve isteklerimiz doğrusunda değerlendirmemiz gerektiğidir.
