Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve bunun büyük ihtimalle günün yorgunluğundan kaynaklandığını düşündüm. Okul uzun sürmüştü ve eve gitmekten başka bir şey istemiyordum.
Biraz durup telefonuma baktım. Saat geç olmuştu ama sokak yine de bana tanıdık geliyordu. Sonuçta her gün yürüdüğüm yoldu. Çantamı omzuma daha sıkı asıp yürümeye başladım. Yoldaki küçük marketin ışıkları hâlâ açıktı; bu da içimi biraz rahatlattı. Yürürken gün içinde yaşadıklarımı düşünüyordum. Dersler, arkadaşlarla konuşmalar, yapılması gereken ödevler… Aklım doluydu ama huzursuzluğum yavaş yavaş azalıyordu. Arada bir arabalar geçiyor, sokak tamamen sessiz kalmıyordu. Apartmana vardığımda tanıdık kapıyı görmek iyi geldi. Anahtarı çıkarıp içeri girdim. Merdivenlerden çıkarken evde ne yiyeceğimi düşünmeye başladım. Kapıyı açtığımda annemin sesi geldi.
O an anladım ki bazen insanı geren şeyler çok büyütülüyor. Eve gelince her şey yine normaldi.
