Her şey o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı.”
Aslında sadece matematik ödevimi yapmaya çalışıyordum ama bir anda odamın içi neon mavisi bir renkle kaplandı. Önce karşı apartmanın reklam tabelası bozuldu sandım. Ama ışık o kadar parlaktı ki, masamdaki kalemler havada süzülmeye başlayınca işin ciddi olduğunu anladım.
Yavaşça pencereye doğru yürüdüm. Dışarı baktığımda gözlerime inanamadım: Bahçedeki yaşlı çınar ağacının üzerinde, dev bir tabağa benzeyen gümüş renkli bir araç duruyordu. Hiç ses çıkarmıyordu, sadece etrafa o tuhaf mavi ışığı yayıyordu. Tam o sırada kedim Pamuk, sanki yerçekimi yokmuş gibi tavana doğru yükselip bana “Miyav!” dedi. Ama bu normal bir miyavlama değildi, zihnimin içinde resmen “Korkma, sadece pilleri değiştirmeye geldik,” dediğini duydum.
Korkuyla karışık bir merakla cama dokundum. Cam buz gibiydi ama parmaklarımın ucunda hafif bir karıncalanma hissettim. Birden ışık söndü, kalemlerim masaya “pat” diye düştü, Pamuk da yatağımın üzerine yumuşak bir iniş yaptı. Bahçeye baktığımda o gümüş araçtan eser yoktu. Sadece çınar ağacının yaprakları gümüş renginde parlıyordu. Ertesi gün okula gittiğimde kimse bana inanmayacaktı ama çantamdaki matematik defterimin tüm sayfalarının karmaşık formüllerle dolduğunu sadece ben biliyordum.
