O Tuhaf Işık

Her şey, o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. O sırada odada tek başımaydım ve kitap okuyordum. Işık bir anda ortaya çıktı; sanki pencereden değil de havadan gelmiş gibiydi. Ayağa kalktım ve etrafa baktım. Oda aynıydı ama her şey daha sessizdi. Saatin sesi bile durmuştu.

Bir süre sonra ışık yavaşça kayboldu. Tam rahatladım derken dışarıdan bir ses duydum. Sanki biri adımı fısıldıyordu. Korkarak pencereye yaklaştım. Sokakta kimse yoktu ama yerde küçük bir kutu duruyordu. Aşağı indim ve kutuyu aldım. Üzerinde ismim yazıyordu.

Kutuyu açtığımda içinde eski bir anahtar buldum. Anahtarın neye ait olduğunu bilmiyordum ama önemli olduğunu hissediyordum. Eve geri döndüğümde ışık tekrar geldi. Bu sefer kapının önünde durdu ve kapıyı aydınlattı.

Anahtarı kapıya taktım. Kapı açılınca bambaşka bir yer gördüm. Yeşil bir alan ve parlak bir gökyüzü vardı. İçeri adım attım. O an hayatımın değiştiğini anladım. Artık eski hayatıma dönmeyecektim.

İçeri adım attığımda etrafımdaki hava değişti. Daha temiz, daha sıcaktı. Kuş sesleri duyuluyordu. Yeşil alanın ortasında küçük bir ev vardı. Eve doğru yürüdüm. Kapısı açıktı, sanki beni bekliyordu. İçeri girdiğimde duvarlarda tanıdık resimler gördüm. Çocukluğumdan anlar, unuttuğumu sandığım anılar vardı.

Bir masanın üzerinde yine o defter duruyordu. Bu sefer açtığımda sayfalar boştu. Sadece ilk sayfada bir cümle yazıyordu: “Artık yazma sırası sende.” Kalemi elime aldım. Ne yazacağımı bilmiyordum ama içim rahattı. Korku tamamen kaybolmuştu.

Dışarı çıktığımda ışık gökyüzünde parladı ve yavaşça kayboldu. Bu dünyanın bana yeni bir başlangıç sunduğunu hissettim. Eski hayatımda kaçtığım şeylerle burada yüzleşebilecektim. Derin bir nefes aldım ve yürümeye başladım. Artık geri dönüş yoktu ama buna hazırdım. Çünkü bazen bir ışık, insanın yolunu tamamen değiştirebilir.

(Visited 3 times, 1 visits today)