Bir zamanlar ıssız bir köyde Mert adında bir çocuk ve ailesi yaşarmış. Mert 11 yaşında küçük bir çocukmuş. Mert en çok bisiklet sürmekten hoşlanırmış fakat Mert ve ailesinin bisiklet alacak parası olmadığı için Mert hiçbir zaman bisiklet süremezmiş. Mert, eskiden komşusu olan Fatih’in bisikletini sürermiş. Fatih, evinden gelen gıcırtılı sesler yüzünden köyden ayrılmış. Mert bu durumu çok saçma buluyormuş; “Niye evinden durduk yere gıcırtılı sesler gelsin ki?” diyormuş. Aynı zamanda da üzülüyormuş çünkü artık bisiklet süremeyecekmiş.
Mert her gün evde yalnız kalıyormuş çünkü anne ve babası para kazanmak için sabahtan akşama kadar tarım alanında çalışıyormuş. Mert bu zamana dek hiç korkmamış. “Bu kimsesiz köyde kim senin evine gelir ki?” diye düşünüyormuş. Ta ki o güne dek.
O gün Mert’in bütün komşularının evlerinden sırayla gıcırtılı sesler geliyormuş, aynı zamanda eşyaları kayboluyormuş. Bu yüzden Mert’in içini bir korku sarmış. Günler geçmiş gitmiş. Mert’in içindeki korku yavaş yavaş sönüyormuş ki bir anda dışarıdan ürkütücü bir ses gelmiş. Mert hemen pencereye koşmuş. O anda pencere kırılmış, ardından da gıcırtı sesleri gelmiş. Mert dışarı çıktığı anda bir de ne görsün! Meğer hortum varmış, o yüzden taşlar camı kırmış.
Mert’in içindeki korku tamamen gitmiş. Mert artık hayatına normal bir şekilde devam etmiş.
