Odamdaki Yabancı

Gözlerimi açtığımda gördüklerime inanamadım. Odamın köşesindeki sandalyede bir adam oturuyordu. Başını öne eğmişti ve benim uyanmamı bekliyor gibiydi. Odamın ışıkları kapalıydı ve karanlığın içinde etrafı seçmekte zorlanıyordum. Bu adamı gördüğüm andan itibaren içime bir ürperti girmişti. Uzun bir süre bu kaskatı kesilmiş adama baktım. Bunun tuhaf bir rüya olduğunu düşünmeye başlamak üzereyken adam aniden kalktı ve bana baktı. Adam yerinden fırladığı gibi ışıkları açtı ve panik hareketler ile sandalyeye geri oturdu. Artık bunun bir rüya olmadığını anlamıştım.

Bu adama ilk defa adamakıllı bakışımda dikkatimi çeken bir şey olmuştu: Benim kıyafetlerimi giyiyordu. Korkuyla “Sen de kimsin” diye sordum. Duymazlıktan geldi ve “Saçım nasıl olmuş?” diye sordu.  Benim şaşkınlık içerisinde olduğumu fark edince ” 20 yıldır saçımı kesmediğim bu kadar mı belli oluyor? Makas bulmak biraz zor, seninkini kullandım.” dedi sevecen bir şekilde. Gerçekten de saçları çok garipti, kırpık kırpıktı ve orantısız kesilmişti. Saçlarına uzun süre odaklandığımı fark ettim ve gözlerimi başka yöne çevirdim. Sonuçta gecenin ortasında odama girmiş birisi söz konusuydu, temkinli olmalıydım. Aklımda tek bir soru vardı: “Bu adamı nereden tanıyorum?” Aniden sanki zihnimi okumuşçasına :”Beni hatırlamadın mı?” dedi. Bu sözleri duyar duymaz bir kez daha irkildim. “Demek o kadar oldu, yine de kırıldım sonuçtu tüm hayatın boyunca seninle birlikteydim.” dedi. “Birlikte mi dedim?” Ayağa kalktı ve duvarları işaret etti: ” Tüm önemli anlarında buradaydım, hep seni dinledim, her başarın ve her başarısızlığın  tabiri caizse benim eğlence kaynağım oldu.” Eğlence mi?” dedim. “Biraz garipsemiş olabilirsin, haklısın da ama televizyon veya benzeri kendimi eyleyebileceğim herhangi bir şey yoktu ki!  Ben de seni dinledim, deliklerden gözetledim. Umarım gücenmemişsindir. Çok sıkıcı oluyor duvarların arkası.” dedi pişkin bir gülümsemeyle. Bu yaşadıklarımı idrak etmekte zorlanıyordum. Donuk bir yüz ifadesi ile beni izlemeye devam ediyordu. Sanırsam bu dediklerine bir cevap vermemi bekliyordu. “Neden şuana kadar bekledin, madem ortaya çıkacaktın neden önceden çıkmadın ortaya?” diye sordum. Bu soru onu mutlu etmiş gibi gözüküyordu. Adeta yerinde duramayan küçük bir çocuk gibi yerinden doğruldu ve:” Biraz dramatik birisi olduğum için olabilir aslında, sonuçta bugün o günün yıldönümü… Sahi, sen hala hatırlamıyorsun değil mi?” Bu laflar duyduktan sonra aklıma uzun yıllardır gördüğüm bir rüya aklıma geldi. Rüyamda birileri tarafından duvarların içine hapsediliyordum. Beni dar bir odanın içine zorla sokuyorlardı ve kapıyı kilitliyorlardı .Bu rüyayı yine de severken bulurdum kendimi. Çocukluğunu yalnız geçirmiş birisi olarak bu rüyayı düşünmek bana hep içimde yatan eksikliği biraz da olsa kapatırdı. Bu rüyayı ilk kez gördüğümde  annem ve  babama anlatmıştım fakat “sadece bir rüya” olduğunu söyleyip beni geçiştirmişlerdi.    Bu gördüklerimin “sadece bir rüya” olmadığını daha yeni anlıyordum. “Beni unutman istendi ama buna izin veremezdim.” dedi. Ortama derin bir sessizlik çöktü. “Bugün senin hapsolduğun gün değil mi? diye sordum. Cevap vermedi. Halinden memnun gözüküyordu; bana son kez baktı:” Hatırlamana sevindim “dedi, arkasını döndü ve gitti.

Yaşananları idrak etmeye çalışırken polis siren sesleri ile  kendime geldim. Yavaşça odamdan çıktım, merdivenlerden indim ve kapıyı açtım. Komşular karşı pencereden olanları görmüş ve ihbar etmişlerdi. Polisler bana evime giren kişiyi tarif etmemi istediler. Durdum ve “Bana benziyordu. “dedim. Polis memuru duraksadı ve :”Nasıl yani, daha detaylı tarif edebilir misiniz? Bu anlattıklarınız ile bir yere varamayız.” dedi. “Bana benziyordu, o  benim kardeşimdi.”

(Visited 7 times, 1 visits today)